Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 53/60: Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'na Girişi ve Cihad İlanı

Osmanlı, Balkan yenilgisinden bir yıl sonra I. Dünya Savaşı'na girdi. Ağustos 1914'te iki Alman gemisinin Boğaz'dan geçmesi ve ekim sonundaki Karadeniz baskını fiilî savaş halini doğurdu. Kasım 1914'te ilan edilen cihad fetvası beklenen sonucu vermedi; savaş dört ayrı cephede aynı anda yürüdü.

1914 yazında İstanbul'un elinde iyi bir seçenek yoktu. Tarafsız kalmak, ilk fırsatta paylaşılmak anlamına gelebilirdi; taraf olmak ise savaşı bütün sınırlara taşıyacaktı. Bu bölüm, o kararın nasıl alındığını ve ilk on iki ayda neye mal olduğunu anlatıyor.

Yalnız kalan devlet

Savaştan önceki aylarda Osmanlı diplomasisi birden fazla kapıyı çaldı. İngiltere, Fransa ve Rusya ile ittifak imkânı arandı; hiçbirinden olumlu cevap gelmedi. Büyük güçler açısından Osmanlı bir müttefik adayı değil, savaş sonrasında paylaşılacak bir alandı.

Bu arayış sonuçsuz kalınca 2 Ağustos 1914'te Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. Kararın hükümet içinde bile dar bir çevrede alındığı, sonraki yıllarda yapılan tartışmalarda sıkça dile getirilmiştir.

Aynı günlerde bir başka gelişme kamuoyunu sarstı. Osmanlı'nın İngiliz tersanelerinde inşa ettirdiği ve büyük ölçüde halktan toplanan bağışlarla ödenen iki savaş gemisine İngiltere el koydu. Okullarda, camilerde ve çarşılarda toplanan paranın karşılığının böyle alınması derin bir kırgınlık yarattı.

Goeben ve Breslau: Boğaz'dan geçen iki gemi

Savaş başlayınca Akdeniz'de bulunan iki Alman savaş gemisi, Goeben ve Breslau, İngiliz filosunun takibinden kaçarak Çanakkale Boğazı'na sığındı. 10 Ağustos 1914'te Boğaz'dan geçirildiler.

Tarafsızlık hukuku gereği ya silahsızlandırılmaları ya da geri gönderilmeleri gerekiyordu. Bunun yerine gemilerin satın alındığı ilan edildi; Yavuz Sultan Selim ve Midilli adlarını alarak Osmanlı donanmasına katıldılar. Mürettebatları yerinde kaldı, sadece başlarına fes giydiler. Bu çözüm İstanbul'da sevinçle karşılandı; fakat fiilen donanmanın komutası Alman amirale geçmişti.

29 Ekim 1914: Karadeniz baskını

29 Ekim 1914'te Osmanlı donanması Karadeniz'e çıktı ve Sivastopol, Odessa, Novorossiysk ile Feodosiya limanlarını bombaladı. Harekâtın hükümetin bütünüyle bilgisi dahilinde olup olmadığı bugün de tartışılır; kabine üyelerinin bir kısmının olaydan sonra haberdar olduğu yönündeki ifadeler kaynaklarda yer alır.

Sonuç netti. 2 Kasım'da Rusya, 5 Kasım'da İngiltere ve Fransa savaş ilan etti; 11 Kasım'da Osmanlı da resmen savaş kararı aldı. Bir yıl önce Rumeli'yi kaybetmiş, ordusunu henüz toparlayamamış bir devlet, dünya savaşının içindeydi.

Cihad ne demektir?

14 Kasım 1914'te Fatih Camii'nde, şeyhülislamın hazırladığı fetvalar okunarak "cihâd-ı ekber" ilan edildi. Bu noktada kavramın kendisini doğru anlamak gerekir.

Cihad kelimesi Arapça "cehd" kökünden gelir ve güç sarf etmek, gayret göstermek demektir. Kur'an'da mal ve canla gayret, ilimle gayret, nefisle mücadele hep bu kelimeyle anılır. Silahlı çatışma için ise ayrıca "kıtâl" kelimesi kullanılır. Yani cihad savaşın eş anlamlısı değildir; savaş, cihadın ancak belirli şartlarda gündeme gelen bir biçimidir.

Fıkıh kaynaklarında silahlı cihadın ilanı meşru otoritenin yetkisindedir, saldırganlık değil savunma esastır ve savaşın kendi içinde bağlayıcı sınırları vardır. Çerçeveyi ayet çizer:

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ

"Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın; fakat aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez." (Bakara, 190)

Uygulamadaki sınırlar da bellidir. Efendimiz (s.a.s.) bir birliği yola çıkarırken şunları tembihlerdi:

"Allah'ın adıyla, Allah yolunda savaşın. Ganimetten çalmayın, ahdi bozmayın, ölülerin uzuvlarını kesmeyin, çocukları öldürmeyin." (Müslim, Cihâd ve Siyer, 3)

Fetva neden beklenen karşılığı bulmadı?

Cihad ilanının hedefi, İngiliz, Fransız ve Rus idaresi altındaki Müslüman nüfusu harekete geçirmekti. Sömürgelerde geniş çaplı bir ayaklanma beklendi; bu gerçekleşmedi. Sebepler olgusal olarak şöyle sıralanabilir:

  • Çağrının, Hristiyan bir büyük güçle kurulmuş askerî ittifakın içinden gelmesi inandırıcılığını zayıflattı. Almanya'nın müttefik olduğu bir savaşta dinî gerekçe öne çıkarmak tutarsız bulundu.
  • İngiltere ve Fransa kendi idareleri altındaki bölgelerde yerel ulemadan karşı beyanlar temin etti; Hindistan ve Kuzey Afrika'da bu metinler geniş biçimde yayıldı.
  • Mesafe, haberleşme ve mahallî öncelikler etkiliydi. Uzak coğrafyalardaki Müslüman toplulukların gündemi kendi bölgelerinin şartlarıydı.
  • Bölgesel liderliklerin kendi siyasî hesapları vardı; 1916'da Hicaz'da çıkan ayaklanma bunun en bilinen örneğidir.

Bu tabloyu suçlayıcı bir dille okumak tarihî olarak da yanlıştır. Bir çağrının karşılık bulması için yalnızca doğru olması yetmez; güvenilir görünmesi ve muhatabına ulaşabilmesi gerekir.

Kapitülasyonların kaldırılması

Savaşa girmeden önce, 9 Eylül 1914'te Osmanlı hükümeti kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını ilan etti; karar 1 Ekim'de yürürlüğe girdi. Yabancılara tanınan vergi, yargı ve gümrük ayrıcalıklarının sona ermesi İstanbul'da bayram havasıyla karşılandı.

Bütün büyük devletler, müttefik olan Almanya ve Avusturya dahil, kararı protesto etti. Uygulama savaş boyunca sürdü; ancak Mondros'tan sonra ayrıcalıklar fiilen geri geldi ve mesele ancak 1923'te kapanabildi.

İlk cepheler: Sarıkamış ve Kanal

Aralık 1914'te Kafkas cephesinde Rus kuvvetlerini kuşatmayı hedefleyen bir harekât başlatıldı. Plan, dağ geçitlerinden hızlı bir kuşatma öngörüyordu. Ancak birlikler kış donanımından yoksundu, ikmal hatları yoktu ve Allahuekber Dağları'nda sıcaklık gece eksi otuzun altına düştü.

Sarıkamış harekâtı ocak 1915 başında dağılmayla sonuçlandı. Kayıp rakamları için kaynaklar farklı sayılar verir; ortak nokta, ölümlerin büyük bölümünün muharebeden değil dondan ve hastalıktan olduğudur. Üçüncü Ordu savaş boyunca eski gücüne dönemedi.

Aynı kış, güneyde Sina çölü aşılarak Süveyş Kanalı'na bir harekât düzenlendi. Şubat 1915 başında kanalın doğu yakasına ulaşıldı, birkaç birlik karşı kıyıya geçmeyi başardı; fakat İngiliz savunması kırılamadı ve kuvvetler geri çekildi. Çölü su ve yem taşıyarak geçmek başlı başına bir başarıydı, ama sonuç alınamadı.

1915 baharına gelindiğinde Osmanlı; Kafkasya, Sina-Filistin, Irak ve Çanakkale olmak üzere dört ayrı cephede savaşıyordu. Sonraki yıllarda Hicaz, Yemen ve Avrupa'daki yardımcı cepheler de eklendi.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Birinci ders karar süreçleriyle ilgili. Bir devleti dünya savaşına sokan tercih, geniş bir müzakereyle değil dar bir çevrede olgunlaştı. Sonuçları bütün toplumu ilgilendiren kararların tek bir odakta toplanması, tarihte en pahalı hataların ortak sebebidir.

İkinci ders kavramla ilgili. Cihad, Kur'an'ın çizdiği çerçevede sınırları belli, ahlakî ölçüsü olan bir kavramdır; "aşırı gitmeyin" kaydı emrin kendisiyle aynı ayette gelir. Bir kavramın siyasî ihtiyaca göre kullanılması, o kavramın itibarını da yıpratır. 1914'te olan kısmen budur ve bugün aynı kelimenin dünyada nasıl algılandığına baktığımızda bu yıpranmanın izi hâlâ görülebilir.

Bir sonraki bölümde bu cephelerin en çok konuşulanına, Çanakkale'ye geçiyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular

Osmanlı I. Dünya Savaşı'na ne zaman girdi?

29 Ekim 1914'teki Karadeniz baskınının ardından Rusya 2 Kasım'da, İngiltere ve Fransa 5 Kasım'da savaş ilan etti. Osmanlı resmen 11 Kasım 1914'te savaş kararı aldı.

Yavuz ve Midilli hangi gemilerdir?

Akdeniz'den kaçarak 10 Ağustos 1914'te Çanakkale Boğazı'na sığınan Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau'dur. Satın alındıkları ilan edilerek Yavuz Sultan Selim ve Midilli adlarıyla Osmanlı donanmasına katıldılar.

1914 cihad fetvası neden sonuç vermedi?

Çağrı, Hristiyan bir devletle kurulan askerî ittifakın içinden geldiği için inandırıcılığı zayıfladı. Ayrıca İngiltere ve Fransa kendi idareleri altındaki bölgelerde karşı beyanlar temin etti; mesafe ve mahallî öncelikler de etkili oldu.

Cihad savaş demek midir?

Hayır. Cihad "gayret göstermek, güç sarf etmek" anlamındadır; ilim, mal ve nefisle yapılan gayreti de kapsar. Silahlı çatışma için Kur'an'da ayrıca "kıtâl" kelimesi kullanılır ve meşru savunma çerçevesiyle sınırlandırılır.

Kapitülasyonlar ne zaman kaldırıldı?

9 Eylül 1914'te tek taraflı olarak kaldırıldığı ilan edildi, 1 Ekim'de yürürlüğe girdi. Bütün büyük devletler protesto etti; ayrıcalıklar Mondros'tan sonra fiilen geri geldi ve mesele 1923'te kapandı.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar