Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Riya Nedir? İbadeti Gösteriş İçin Yapmanın Hükmü

Riya, bir ibadeti veya iyiliği Allah rızası için değil, insanlar görsün ve beğensin diye yapmaktır. Kur'an bu hâli açıkça kınamış, Efendimiz (s.a.s.) onu "küçük şirk" diye adlandırmıştır. Riya karışan amel sahibine sevap kazandırmaz; üstelik kişiyi ağır bir hesapla karşı karşıya bırakır.

Bir ibadetin görünmesi ile gösterilmek için yapılması arasında ince ama belirleyici bir fark var. Camide saf tutan herkes görülür; mesele görülmek değil, görülmeyi amaç hâline getirmektir. Son yıllarda ibadetin bir imaj unsuruna dönüşüp dönüşmediği sık sık tartışılıyor — kimi zaman siyasetin dili üzerinden, kimi zaman sosyal medyada paylaşılan kareler üzerinden. Bu tartışmanın dinî tarafı aslında çok eski bir başlığa dayanıyor: riya.

Riyanın tarifi: amelin yönünü değiştiren şey

Kelime olarak riya, "görmek" kökünden gelir ve "göstermek, göze sokmak" anlamını taşır. Terim olarak ise ibadeti veya hayrı, Allah'ın rızası dışında bir gaye ile — beğenilmek, itibar kazanmak, çıkar sağlamak için — yapmaktır. Karşıtı ihlâstır: ameli yalnız Allah için, arada başka bir hesap gözetmeden yapmak.

Fıkıh ve ahlak kaynaklarında riya, amelin geçerliliğini değil, kabulünü ilgilendiren bir kusur olarak ele alınır. Yani gösteriş için kılınan namaz "kılınmamış" sayılmaz; borç düşer. Fakat o namazdan beklenen asıl karşılık, yani Allah katındaki sevap, düşer. Çünkü ölçü şudur: bir işin karşılığı, o iş kimin için yapıldıysa ondan istenir.

Kur'an ne diyor?

Mâûn sûresinde çarpıcı bir uyarı yer alır:

فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ ۝ الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ۝ الَّذِينَ هُمْ يُرَاءُونَ

"Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar; onlar gösteriş yaparlar." (Mâûn, 4-6)

Dikkat edilirse ayet namaz kılmayanlardan değil, namaz kılanlardan bahsediyor. Yani dış görünüş yerinde; eksik olan, o hareketin arkasındaki niyet. Kur'an, ibadetin şeklini yerine getirip özünü boşaltan bir tavrı gösteriyor.

Kehf sûresinin son ayeti de meseleyi olumlu tarafından bağlar: "Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın." (Kehf, 110) Burada "ortak koşmamak", puta tapmaktan ibaret değildir; niyete karışan her ikinci gayeyi kapsayacak genişliktedir.

Neden "küçük şirk" denmiş?

Resûlullah (s.a.s.) ashabına, kendileri adına en çok korktuğu şeyin küçük şirk olduğunu söylemiş, "Küçük şirk nedir?" diye sorulduğunda "Riyadır" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 428-429). Bu tabir sert görünebilir; sebebi şudur: riyada kişi, kalbindeki yönelişi Allah ile kul arasında bölüştürmektedir. Açık şirk gibi imanı ortadan kaldırmaz, ama aynı damardan beslenir.

Bir kudsî hadiste de şöyle buyurulur: "Ben ortakların şirkten en müstağnisiyim. Kim bir amel yapar da onda benden başkasını ortak koşarsa, onu da yaptığı ortaklığı da terk ederim." (Müslim, Zühd 46) Rivayet, riyanın karıştığı amelin sahibine bırakıldığını anlatır.

Kıyamet gününde hesabı ilk görülecek üç kişiyi anlatan uzun hadis ise bu meselenin en sarsıcı anlatımıdır: Allah yolunda öldürülen, ilim öğrenip Kur'an okuyan ve malını dağıtan üç kişi getirilir. Her biri yaptığını sayar. Fakat cevap değişmez: "Yalan söylüyorsun; sen 'cesurdur', 'âlimdir', 'cömerttir' densin diye yaptın ve bu söylendi." (Müslim, İmâre 152) Amellerin listesi kabarıktır; niyet defteri boştur.

Kısa ve keskin bir uyarı daha vardır: "Kim duyulsun diye yaparsa Allah da onun niyetini duyurur; kim gösteriş için yaparsa Allah da onu teşhir eder." (Buhârî, Rikāk 36; Müslim, Zühd 47-48)

Görünen her amel riya mıdır?

Hayır. Bu noktada vesveseye düşmemek gerekir. İbadetlerin bir kısmı zaten açıktan yapılır: cemaatle namaz, hac, zekât, cenaze namazı. Kur'an sadakanın açık verilmesini yasaklamaz; "Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Onları gizler de fakirlere öyle verirseniz sizin için daha hayırlıdır." (Bakara, 271) buyurur. Yani açık infak meşrudur, gizlisi daha faziletlidir.

Ölçü şudur: Ameli insanlar için mi yapıyorum, yoksa yaparken insanlar mı görüyor? Bir hayır kampanyasına açıktan destek olup başkalarını teşvik etmek, niyet sağlamsa sevabı artıran bir davranıştır. Buna karşılık, kimse görmeyecekse yapmayacağım bir iyilik, kimse görmediği için terk ediliyorsa orada durup düşünmek gerekir.

Selef âlimlerinin sık tekrarlanan uyarısı da bunun ters yüzüdür: insanlar görecek diye ibadeti terk etmek de bir tür riyadır. Doğrusu, hâli insanlara göre ayarlamayı bırakmaktır.

Sosyal medyada ibadet paylaşmak

Bugünün en sık sorulan hâli bu. Camide çekilen bir kare, umre paylaşımı, bağış makbuzunun fotoğrafı… Bunların hepsine tek bir hüküm vermek doğru olmaz; ama birkaç soru işi kolaylaştırır.

  • Paylaşımdan sonra gelen beğeni azalsa, aynı ibadeti yine yapar mıydım?
  • Bu kareyi paylaşmasam içimde bir eksiklik hissi kalıyor mu?
  • Paylaşımın muhatabı kim: teşvik edilecek bir çevre mi, yoksa hakkımda kanaati değişsin istediğim kişiler mi?
  • Yardım ettiğim kişinin yüzü, adı, hâli görünüyor mu? Görünüyorsa mesele riyayı da aşar; başkasının onurunu incitmeye kadar gider.

Bir hayrın duyurulması bazen gerçekten faydalıdır; bir kampanya böyle büyür. Ama fotoğrafın merkezinde iyilik değil de iyiliği yapan varsa, terazi kaymış demektir.

Riyadan nasıl korunuruz?

Riya, bir kere kesilip atılan bir dal değil; sürekli budanması gereken bir kök. Klasik kaynakların tavsiyeleri hâlâ işe yarar:

  • Gizli amel biriktirmek. Kimsenin bilmediği bir sadaka, kimsenin görmediği bir gece namazı, kimseye söylenmemiş bir yardım. Bunlar kalbi terbiye eder.
  • Ameli büyütmemek. Yaptığını çok gören, anlatmaya da meyleder.
  • Niyeti tazelemek. Amel bitene kadar niyet değişebilir; başında ihlâsla başlayıp ortasında övgü beklemeye geçmek mümkündür.
  • Dua etmek. Efendimiz'in öğrettiği şu dua bu iş için yeterlidir: "Allah'ım! Bilerek sana ortak koşmaktan sana sığınırım; bilmeyerek yaptıklarım için de senden bağışlanma dilerim." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 403)

Son olarak şunu unutmamak gerekir: içine riya karışıyor diye ibadeti bırakmak, çözüm değil kayıptır. Amel devam eder, niyet düzeltilir. Kalbin ameliyatı, amel masasında yapılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Riya günah mıdır, kişiyi dinden çıkarır mı?

Riya büyük günahlardandır ve hadiste "küçük şirk" diye nitelenmiştir. Ancak Allah'a başka bir ilah ortak koşmak anlamına gelmediği için kişiyi dinden çıkarmaz. İmanı gidermez; ameli değersizleştirir.

Riya karışan namaz veya oruç iade edilir mi?

Farz ibadetlerde riya, ibadetin şeklen sahih olmasını engellemez; borç düşer ve iade gerekmez. Fakat sevap beklentisi karşılıksız kalır. Kişinin yapması gereken tövbe etmek ve niyetini düzeltmektir.

İbadetimi insanlar gördü diye sevabım gider mi?

Hayır. Kastı olmadan görülmek riya değildir. Hatta amelini gizlediği hâlde insanların onu hayırla anması, bir rivayette müminin peşin müjdesi olarak nitelenmiştir. Belirleyici olan kalpteki gaye, dışarıdan görünüp görünmemesi değildir.

İyiliğimi anlatmak riyaya girer mi?

Başkasını teşvik etmek, bir usulü öğretmek veya bir kampanyayı büyütmek için anlatmak caizdir. Övülmek ve üstünlük kurmak için anlatmak ise riyadır. Ayrıca yapılan iyiliği başa kakmak (mennetmek) Kur'an'da ayrıca yasaklanmıştır.

Riyaya düşmekten korktuğum için ibadeti terk etmeli miyim?

Hayır. Âlimler, insanlar görüyor diye ibadeti bırakmayı da bir tür riya saymıştır. Doğru tutum, ameli sürdürüp niyeti sık sık gözden geçirmektir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar