Safer Ayı Uğursuz mu? İslam'a Göre Safer Ayının Aslı
Hayır, Safer ayı uğursuz değildir. "Safer'de bela ve musibet artar, bu ay uğursuzdur" inancı, İslâm'ın kaldırdığı bir Câhiliye hurafesidir. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Safer'in uğursuzluğu yoktur" buyurarak bu anlayışı açıkça reddetmiştir. Günler ve aylar değil, kulun ameli ve Allah'ın takdiri esastır.
Safer ayı nedir, ne zaman başlar?
Safer, hicrî kamerî takvimin ikinci ayıdır; Muharrem'in hemen ardından gelir. Adı, "sarı, boş" anlamlarıyla ilişkilendirilir. Bir rivayete göre Araplar bu mevsimde evlerini bırakıp sefere, yağmaya ya da ticarete çıktıkları için evler "boşaldığından" aya bu isim verilmiştir. Yani isim baştan beri bir uğursuzluğu değil, hayatın olağan akışını anlatır.
Hicrî takvime göre bu yıl Safer, Muharrem'in tamamlanmasının ardından yaz ortasında, Temmuz'un ikinci yarısında idrak edilecek. Ay başlangıçları hilâlin görülmesine göre bir gün oynayabildiğinden, kesin günü güvendiğiniz bir dinî takvimden teyit etmek yerinde olur.
"Safer uğursuzdur" inancı nereden geliyor?
Bu düşüncenin kökü İslâm öncesi Arap toplumuna uzanır. Câhiliye insanı, başına gelen iyi ya da kötü her şeyi bir alâmete bağlama eğilimindeydi: kuş uçurur, onun gidiş yönüne göre yolculuğa çıkar ya da vazgeçerdi; bazı ayları "bereketli", bazılarını "uğursuz" sayardı. Safer de bu kötü şöhretten payını almış, "bela ve hastalığın çoğaldığı ay" diye anılır olmuştu.
Oysa bu, tamamen zandan ibaret bir kabuldü. Bir zaman diliminin kendi başına hayır ya da şer üretmesi mümkün değildir. Ay da gün de Allah'ın yarattığı birer ölçüdür; içini dolduran, o vakitte işlenen ameldir. Nitekim Câhiliye'nin bu çarpık anlayışını İslâm kökten değiştirmiştir.
Peygamberimiz bu inancı nasıl reddetti?
Hz. Peygamber (s.a.s.), uğursuzluk üzerine kurulu bütün bu hurafeleri tek bir cümlede toplayıp reddetmiştir. Ebû Hüreyre'den (r.a.) gelen sahih hadiste şöyle buyurur:
لَا عَدْوٰى وَلَا طِيَرَةَ وَلَا هَامَةَ وَلَا صَفَرَ
"(Hastalığın kendiliğinden) bulaşması yoktur, uğursuzluk (kuş uçurup fal tutmak) yoktur, baykuş uğursuzluğu yoktur ve Safer (ayının uğursuzluğu) yoktur." (Buhârî, Tıb 19; Müslim, Selâm 2220)
Hadisteki "lâ safer" yani "Safer yoktur" ifadesi, âlimlerin çoğunluğuna göre tam olarak şu yaygın inancı hedef alır: Safer ayının uğursuz sayılması. Peygamberimiz bu sözüyle, bir ayı önceden "şanssız" ilan eden zihniyetin altını boşaltmıştır. Mü'min, takvime bakıp korkuya kapılmaz; Rabbine güvenir ve işine bakar.
Hayır da şer de Allah'ın takdiriyledir
İslâm'ın bu konudaki duruşu, kaderle ve tevekkülle doğrudan bağlıdır. Başımıza gelen hiçbir şey, ne bir ayın ne bir günün ne de bir alâmetin eseridir; her şey Allah'ın ilmi ve takdiri dâhilindedir. Rabbimiz bu hakikati şöyle bildirir:
قُلْ لَنْ يُص۪يبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَا هُوَ مَوْلٰينَا وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
"De ki: Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler yalnız Allah'a güvensinler." (Tevbe, 9/51)
Bu âyetin verdiği güven, uğursuzluk korkusunun tam zıddıdır. Bir tarafta "şu ay geldi, başıma bir iş gelecek" diye daralan bir kalp; diğer tarafta "ne gelirse Rabbimden gelir, O bana yeter" diyen bir teslimiyet. İslâm, mü'mini ikincisine çağırır. Korku ve karamsarlık değil, tedbir ve tevekkül.
Uğursuzluk inancına karşı Peygamber ahlâkı
Resûlullah (s.a.s.) uğursuzluğu (tıyera) hoş görmez, bunun yerine iyimserliği (fe'l) severdi. Yani kötü işaret aramak yerine güzel söze, hayırlı isme, umut veren manzaraya değer verirdi. Bir işe niyetlendiğimizde aklımıza olumsuz bir kuruntu düşerse, Peygamberimizin öğrettiği yol bellidir: o vehme aldırmadan, Allah'a sığınıp işe devam etmek.
Burada ince bir çizgiye dikkat etmek gerekir. Tedbir almak uğursuzluk değildir. Hasta birinden sakınmak, yolculukta önlem almak, riskli bir işte temkinli olmak akl-ı selimin gereğidir ve İslâm bunu över. Yasaklanan şey, sebepleri bırakıp olayları zamana, sayıya, kuşa, aya yüklemektir.
Safer ayında ne yapılır, ne yapılmaz?
Safer ayına özel, dinen emredilmiş bir ibadet ya da yasaklanmış bir iş yoktur. Bu ayda nikâh kıymak, yolculuğa çıkmak, ev almak, işe başlamak gibi şeyler diğer aylarda olduğu gibi serbesttir; "uğursuz olur" diye ertelemenin dinde bir dayanağı bulunmaz. Aksine böyle bir gerekçeyle hayırlı işi geciktirmek, reddedilen o hurafeye farkında olmadan ortak olmaktır.
Peki bu ayı boş mu geçirelim? Elbette hayır. Her ay gibi Safer de salih amelle değerlenir: beş vakit namaza özen göstermek, gönülden tutulan nâfile oruçlar, Kur'an'la bağ kurmak, sadaka ve dua. Bir mü'min için kıymetli olan, ayın adı değil, o ayı nasıl doldurduğudur. Faziletli günleri değerlendirme adına Muharrem ayının fazileti ve Cuma günü ibadetleri yazılarımız da yol gösterebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Safer ayı gerçekten uğursuz mu?
Hayır. Safer ayının uğursuz olduğu inancı, İslâm'ın açıkça reddettiği bir Câhiliye hurafesidir. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Safer'in uğursuzluğu yoktur" buyurmuştur. Hiçbir ay kendi başına hayır ya da şer getirmez; her şey Allah'ın takdiriyle olur.
"Safer ayında bela iner" sözü doğru mu?
Bu sözün sahih bir dayanağı yoktur. Bela ve musibetin belirli bir aya yığıldığı düşüncesi, reddedilen uğursuzluk inancının bir uzantısıdır. Bela da âfiyet de her an, her ayda Allah'ın dilemesiyle gelebilir; takvim yaprağına bağlı değildir.
Safer ayında nikâh, düğün ve yolculuk caiz mi?
Evet, tamamen caizdir. Safer ayında evlenmek, düğün yapmak, sefere çıkmak ya da yeni bir işe başlamak diğer aylardan farksızdır. "Uğursuz olur" düşüncesiyle bunları ertelemenin dinî bir gerekçesi yoktur.
Safer ayında özel bir ibadet ya da oruç var mı?
Safer'e mahsus, "şu kadar namaz kıl, şu orucu tut" diye sabit bir ibadet yoktur. Ancak her ay gibi bu ay da namaz, nâfile oruç, Kur'an okumak, sadaka ve dua ile değerlendirilir. Genel nâfile ibadetlerin sevabı bu ayda da geçerlidir.
Uğursuzluğa inanmak günah mı?
Bir olayı veya zamanı gerçekten uğur/uğursuzluk sebebi saymak, tevhid inancıyla bağdaşmaz ve sakınılması gereken bir tutumdur. İçe düşen bir vesveseye ise insan hâkim değildir; önemli olan ona itibar etmemek, Allah'a sığınıp tevekkülle işe devam etmektir.
Yorumlar