Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Şefaat Nedir? Peygamberimizin Şefaati Hak mı?

Şefaat; kıyamet gününde Allah'ın izin verdiği kullarının, başkalarının bağışlanması veya derecesinin yükselmesi için aracılık etmesidir. Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre şefaat haktır ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) şefaati sahih hadislerle sabittir. Ancak şefaat, Allah'ın iznine bağlıdır ve kimseye "nasıl olsa kurtulurum" demenin kapısını açmaz.

Rebiülevvel ayı yaklaşıp Peygamber sevgisi gündemin merkezine oturdukça bu soru daha çok sorulur oluyor. Doğrusu, sorunun kendisi güzel; çünkü şefaati doğru anlamak, hem ümidi hem sorumluluğu aynı anda ayakta tutuyor.

Şefaatin sözlük ve terim anlamı

Şefaat kelimesi Arapçada "tek olanı çift yapmak", yani bir kimsenin yanına katılıp onu desteklemek anlamındaki kökten gelir. Terim olarak, âhirette bir kulun bir başkası hakkında Allah'tan af ya da lütuf dilemesi demektir.

Burada dikkat edilecek nokta şudur: şefaat, dünyadaki torpil veya iltimas gibi bir işleyiş değildir. Dünyada aracı, kararı verenin iradesini etkilemeye çalışır; âhirette ise şefaat eden, ancak Allah izin verdikten sonra ve izin verilen kişi hakkında konuşabilir.

Kur'an şefaat için ne diyor?

Âyetü'l-Kürsî'de mesele tek cümleyle çerçevelenir:

مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ

"O'nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?" (Bakara, 255)

Aynı çizgide başka ayetler de vardır: "O gün Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez." (Tâhâ, 109) Enbiyâ sûresinde ise şefaat edeceklerin, ancak "Allah'ın razı olduğu kimseler" hakkında konuşabileceği bildirilir (Enbiyâ, 28).

Kur'an'ın reddettiği şefaat, müşriklerin putlar için iddia ettiği bağımsız aracılıktır. Kabul ettiği şefaat ise, tamamen Allah'ın iznine bağlı, O'nun rahmetinin bir tecellisi olan şefaattir. İkisini birbirine karıştırmamak, bu konudaki tartışmaların büyük kısmını çözer.

Peygamberimizin şefaati: sahih hadislerde

Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Her peygamberin kabul edilecek bir duası vardır. Her peygamber o duasını dünyada yapıp bitirdi. Ben ise duamı, kıyamet gününde ümmetime şefaat olarak sakladım." (Buhârî, Daavât 1; Müslim, Îmân 334)

Bir başka sahih rivayette, "Kıyamet günü şefaatime en çok nail olacak kimse, kalbinden ihlâsla 'Lâ ilâhe illallah' diyendir" buyurulur (Buhârî, İlim 34). Ölçü buradadır: şefaatin adresi tevhid üzere yaşayıp giden mü'minlerdir.

Şefaat-i uzmâ nedir?

Mahşer günü insanların bekleyişin ağırlığından bunalıp peygamberlere sırayla başvurduğu, her birinin "Bugün benim işim değil" diyerek bir sonrakine yönlendirdiği, sonunda Efendimiz'in secdeye kapanıp hesabın başlaması için niyazda bulunduğu uzun hadis, Buhârî ve Müslim'de yer alır. Bu "büyük şefaat"e şefaat-i uzmâ denir ve Kur'an'da geçen Makâm-ı Mahmûd (İsrâ, 79) ifadesiyle ilişkilendirilir.

Ezandan sonra okunan vesîle duasının sonundaki "el-makâme'l-mahmûd" ibaresi de tam olarak buna işaret eder. Efendimiz, "Kim ezanı işittiğinde bu duayı okursa şefaatim ona helâl olur" buyurmuştur (Buhârî, Ezân 8). Günde beş defa tekrarladığımız o kısa dua, aslında bu konunun en yaygın uygulamalı cevabıdır.

Peygamberimizden başka şefaat edecek var mı?

Sahih rivayetlerde peygamberlerin, şehitlerin, âlimlerin, salih kulların ve meleklerin Allah'ın izniyle şefaatte bulunacağı bildirilir. Kur'an'ın da şefaat edeceği, oruç ve Kur'an'ın kul için aracılık edeceği yine hadislerde geçer (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Sağlığında hakkını helal ettiğimiz insanların, çocuğunu kaybetmiş anne babanın durumu da bu çerçevede anılır.

Buna karşılık kabirlere gidip ölülerden bir şey istemek, "sen benim işimi gör" diyerek yaratılmışa yönelmek, İslam'ın tevhid ölçüsüyle bağdaşmaz. Duayı Allah'a yapmak esastır; salih bir kulun hürmetini anmakla ondan medet ummak arasındaki fark, bu konudaki en hassas çizgidir.

"Nasıl olsa şefaat var" demek doğru mu?

Bu, en sık düşülen hatadır. Şefaat bir ümit kapısıdır; ibadeti bırakmanın gerekçesi değildir. Kur'an inince Efendimiz en yakınlarını toplamış ve şöyle demiştir:

"Ey Abdülmuttalib oğlu Abbas! Allah'a karşı sana bir faydam olmaz. Ey Allah Resûlü'nün halası Safiyye! Sana da bir faydam olmaz. Ey Muhammed'in kızı Fâtıma! Malımdan dilediğini iste; ama Allah'a karşı sana bir faydam olmaz." (Buhârî, Menâkıb 13; Müslim, Îmân 348)

Bu sözü söyleyen, şefaat edeceğini bildiren zatın kendisidir. Yani şefaat vardır, fakat kimse onu cebinde garanti gibi taşımaz. Şefaatin yolu, Efendimiz'e salavat getirmekten, sünnetine tutunmaktan, tevhid üzere ölmekten geçer. Amelini bırakıp umuda yaslanan kişi, aslında şefaate değil kendi gafletine güvenmiş olur.

Şirk koşarak ölen için şefaat var mı?

Kur'an bu konuda nettir: "Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındakileri dilediği kimse için bağışlar." (Nisâ, 48) Bu sebeple âlimler, şefaatin tevhid ehli için söz konusu olduğunu belirtir. Bir insanın kalbindeki son hâli ise ancak Allah'ın bildiği bir şeydir; bu yüzden kimse hakkında "cehennemliktir" hükmü vermek bize düşmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Şefaat hak mıdır?

Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre şefaat haktır. Kur'an, şefaati Allah'ın iznine bağlı olarak kabul eder; sahih hadisler de Peygamber Efendimiz'in şefaat edeceğini açıkça bildirir.

Peygamberimiz kimlere şefaat edecek?

Sahih rivayetlere göre şefaate en çok nail olacak kimseler, ihlâsla "Lâ ilâhe illallah" diyerek tevhid üzere yaşayıp ölen mü'minlerdir. Şefaatin gerçekleşmesi her hâlükârda Allah'ın iznine bağlıdır.

Şefaat-i uzmâ ne demek?

Mahşerde bekleyişin uzaması üzerine, hesabın başlaması için Peygamber Efendimiz'in yapacağı büyük şefaattir. Buhârî ve Müslim'de uzun bir hadiste anlatılır ve Makâm-ı Mahmûd ifadesiyle ilişkilendirilir.

Ölmüş birinden şefaat istemek caiz mi?

Dua ve istek doğrudan Allah'a yöneltilir. Kabirdeki bir kimseden medet ummak, ihtiyacın giderilmesini ondan beklemek tevhid ölçüsüyle bağdaşmaz. Ölenler için dua etmek ve hayır yapmak ise sünnete uygundur.

Şefaate güvenip ibadetleri aksatmak caiz mi?

Hayır. Şefaat bir ümit kapısıdır, sorumluluğu kaldıran bir güvence değildir. Efendimiz en yakın akrabalarına bile "Allah'a karşı sana bir faydam olmaz" buyurmuş, herkesi kendi ameline yöneltmiştir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar