Sıcak Günlerde Hayvanlara Su Vermek: Bir Kap Suyun Sevabı
Termometrelerin kırk dereceyi zorladığı şu günlerde balkona ya da kapı önüne konan bir kap su, İslam'a göre küçümsenmeyecek bir sadakadır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), susuzluktan nemli toprağı yalayan bir köpeği sulayan kişinin bağışlandığını haber vermiş; "her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır" buyurmuştur.
Sıcak yalnız bizi vurmuyor
Türkiye günlerdir sıcak dalgasının etkisinde. Klimalı evlere, serin ofislere sığınabilen bizler için bile zor geçen bu günler; sokaktaki kedi, apartman gölgesine sığınan köpek ve saçaktaki güvercin için âdeta hayat memat meselesi. Çeşme yalakları kurumuş, su birikintileri buharlaşmış durumda. Şehirde bir hayvanın temiz suya ulaşması, çoğu zaman bir insanın merhametine bakıyor.
Tam burada dinimiz önümüze net bir ölçü koyar: Merhamet, yalnızca insana gösterilen bir fazilet değildir. Karşımızdaki canlı kim olursa olsun, ona uzanan el Allah katında karşılıksız kalmaz.
"Sizin gibi birer ümmet": Kur'an'ın hayvanlara bakışı
Kur'an-ı Kerim hayvanları, insanın hizmetine verilmiş sıradan varlıklar gibi değil; kendi âlemleri, kendi düzenleri olan topluluklar olarak anar:
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمْ ۚ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
"Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler." (En'âm, 38)
Bu bakış, mümine hayvanla kurduğu ilişkide bir edep yükler. Rızkını Allah'ın üstlendiği bu canlılar (Hûd, 6), dünyamızın figüranı değil; aynı yeryüzünü paylaştığımız komşularımızdır. Onların susuzluğu da açlığı da bizim sorumluluk alanımıza girer.
Susuz köpeği sulayan adamın bağışlanması
Ebû Hüreyre'nin (r.a.) naklettiği meşhur hadis, konunun özeti gibidir. Bir adam yolda yürürken çok susar, bir kuyu bulup iner ve suya kanar. Kuyudan çıktığında, susuzluktan dilini sarkıtmış, nemli toprağı yalayan bir köpekle karşılaşır. Kendi kendine, "Bu hayvan da az önce benim düştüğüm hâle düşmüş" der. Kuyuya yeniden iner, ayakkabısına su doldurur, onu ağzıyla tutarak yukarı çıkar ve köpeği sular. Efendimiz (s.a.s.) sözü şöyle bağlar: "Allah onun bu amelinden hoşnut oldu ve onu bağışladı."
Sahabe, bu kıssayı duyunca akıllardaki soruyu sorar: "Yâ Rasûlallah! Hayvanlar için de bize ecir var mı?" Cevap, asırlardır hayvan sevgisinin dayanağı olan o cümledir: "Her canlı (yaş ciğer taşıyan her varlık) için ecir vardır." (Buhârî, Müsâkât 9; Müslim, Selâm 153)
Dikkat edilirse hadisteki hayvan, evde beslenmesi teşvik edilen bir hayvan bile değildir. Demek ki mesele hayvanın türü değil, kalpteki merhamettir. Küçük görülen bir iyilik, terazide dağ gibi gelebilir.
Madalyonun öbür yüzü: Kediyi aç bırakan kadın
Aynı kaynaklar, ihmalin vebalini de haber verir. Efendimiz (s.a.s.), bir kediyi hapsedip ona yiyecek vermeyen, yeryüzünün haşerelerinden yemesi için salıvermeyen bir kadının bu yüzden azaba uğradığını bildirmiştir (Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Birr 151). Bir kap suyu esirgemenin, bir canı gözden çıkarmanın da bir hesabı vardır. İslam'da hayvana eziyet, "nasılsa hayvan" denilerek geçiştirilecek bir kusur değil; kul olma imtihanının bir parçasıdır.
Bir medeniyet mirası: Kuş sarayları ve su yalakları
Bu hassasiyet, tarihimizde kişisel bir duygu olmanın ötesine geçmiş, âdeta kurumsallaşmıştı. Osmanlı şehirlerinde cami, medrese ve han duvarlarına kuşların barınması için zarif "kuş sarayları" kondurulur; çeşmelerin yanına hayvanların su içebileceği yalaklar yaptırılırdı. Sokak hayvanlarına yem bırakılması için vakıflar kurulur, Bursa'daki Gurabahâne-i Laklakan örneğinde olduğu gibi yaralı leylekler tedavi edilirdi. Kışın dağdaki kurda kuşa et bırakan, yazın güvercinlere yem serpen esnaf hikâyeleri, bu toprakların hafızasında hâlâ tazedir.
Bugün balkona konan bir kap su, işte bu uzun zincirin günümüzdeki halkasıdır. Şekil değişse de niyet aynı: Yaratan'dan ötürü yaratılana şefkat.
Bugün ne yapabiliriz?
Sevap kazanmak için büyük imkânlar gerekmiyor; şu sıcak günlerde birkaç basit adım yeterli:
- Balkona, pencere önüne ya da apartman girişine gölgede duracak bir kap temiz su koyun; suyu her gün tazeleyin.
- Metal kaplar güneşte çok ısınır; plastik, cam veya seramik bir kabı gölgeye yerleştirmek daha isabetlidir.
- Öğle saatlerinde hayvanlar serin köşelere sığınır; park hâlindeki aracınızın altını hareket etmeden önce kontrol edin.
- Bitkin düşmüş ya da yaralı bir hayvan gördüğünüzde belediyenin ilgili ekiplerine haber verin.
Bir hatırlatma da dengeye dair: Hayvanlara su verirken israfa kaçmak gerekmez. Kabı doldurmak için akan bir hortum değil, bir sürahi su yeter. Kuraklığın konuşulduğu bir mevsimde merhamet de ölçü de birlikte yürür.
Sıkça Sorulan Sorular
Sokak hayvanlarını beslemek sevap mıdır?
Evet. "Her canlı için ecir vardır" hadisi (Buhârî, Müsâkât 9) bunun açık delilidir. Su vermek, yiyecek bırakmak, yaralı hayvanı tedavi ettirmek; hepsi bu kapsamda sadaka hükmündedir ve Allah katında karşılığı vardır.
Köpek beslemek caiz görülmezken köpeğe su vermek nasıl sevap oluyor?
İkisi ayrı meselelerdir. Fıkıh kaynaklarında tartışılan konu, ihtiyaç yokken evin içinde köpek beslemektir. Bir canlının hayatını kurtarmak, ona su ve yiyecek vermek ise bundan bağımsız bir merhamet amelidir. Nitekim bağışlanma müjdesi verilen hadisteki hayvan bizzat köpektir.
Hayvana eziyet etmenin dinî hükmü nedir?
Haramdır ve büyük vebaldir. Kediyi aç bırakan kadının azaba uğradığını bildiren hadis (Müslim, Birr 151) bunun en açık uyarısıdır. Hayvanı dövmek, aç ve susuz bırakmak, keyfî şekilde zarar vermek; müminin ahlakıyla bağdaşmayan davranışlardır.
Kuşlar için balkona su koymak dinen hoş karşılanır mı?
Elbette. Bu, hadislerde övülen "her canlıya iyilik" ilkesinin en zahmetsiz örneklerindendir. Sıcak günlerde sığ bir kaba konan temiz su, kuşlar için hem içme hem serinleme imkânıdır; koyan için de devamlı bir sadaka kapısıdır.
Yorumlar