Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 45/60: Tanzimat ve Islahat Fermanları — Değişimin Bedeli

Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839'da Gülhane'de okunan ve bütün tebaaya can, mal ve ırz güvencesi veren padişah beyanıdır. Vergide adalet, askerlikte düzen ve mahkeme kararı olmadan cezalandırma yasağı ilkelerini getirdi. 1856 Islahat Fermanı ise gayrimüslimlere memuriyet ve eşit hak alanını genişletti, cizyeyi kaldırdı.

Bir devlet, kendi tebaasına hangi durumda yazılı söz verir? Genellikle iki sebeple: içeride düzeni kuramadığında ve dışarıda desteğe ihtiyaç duyduğunda. 1839'da her ikisi de vardı.

Gülhane'de okunan metin

II. Mahmud öldüğünde ordu Nizip'te yenilmiş, donanma İskenderiye'ye kaçırılmıştı. Tahta on altı yaşındaki Abdülmecid çıktı. Dört ay sonra, 3 Kasım 1839 sabahı Gülhane bahçesinde toplanan devlet ricâli, elçiler ve halkın önünde Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa bir hatt-ı hümâyun okudu.

Metnin girişi ilginçtir: devletin son yüz elli yılda zayıflamasını "şeriat kanunlarına riayet edilmemesine" bağlar. Yani ferman kendini bir kopuş olarak değil, aslına dönüş olarak takdim eder. Ardından üç ana taahhüt gelir:

  • Can, mal ve ırz güvenliği. Tebaanın hayatı, mülkü ve namusu devlet güvencesi altındadır. Mahkeme kararı olmadan kimse idam veya cezaya çarptırılamaz. Müsadere — yani ölen ya da azledilen memurun malına devletçe el konması — kaldırılır.
  • Vergide adalet. Herkes gelirine göre vergi verecek, iltizam usulüne son verilecektir.
  • Askerlikte düzen. Asker alımı kura ile yapılacak, hizmet süresi belirlenecektir. O güne kadar süresiz askerlik, köylerin boşalmasına yol açan bir dertti.

Ve en çok tartışılan cümle: bu güvenceler "Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaa" için geçerlidir.

Adalet neyin ölçüsüdür?

Fermanın dayandığı ilke, İslam'ın idare anlayışının merkezinde durur:

وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى

"Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır." (Mâide, 8)

Ayet adaleti bir tercih değil, takvanın ölçüsü sayar. Efendimiz'in (s.a.s.) müjdesi de aynı yöndedir:

"Adaletli davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır." (Müslim, İmâre, 18)

Bu ölçü Osmanlı hukukunda yeni değildi; şer'iyye mahkemesi sicillerinde gayrimüslimin Müslümana karşı davayı kazandığı yüzlerce kayıt bulunur. Tanzimat'ın getirdiği şey ilke değil, ilkenin merkezî ve yazılı bir taahhüde dönüşmesiydi.

Kâğıttan uygulamaya

İlk hayal kırıklığı vergide yaşandı. İltizam 1840'ta kaldırıldı, yerine maaşlı "muhassıl"lar tayin edildi. İki yıl içinde anlaşıldı ki devletin taşrada bu işi yürütecek kadrosu yok; 1842'de iltizama geri dönüldü. Bu geri adım, Tanzimat'ın tipik sorununu özetler: niyet merkezde, imkân taşrada eksikti.

Buna karşılık hukuk alanında ciddi mesafe alındı. 1840 ve 1858 ceza kanunnâmeleri, 1850 ticaret kanunnâmesi hazırlandı. En kalıcısı 1858 Arazi Kanunnâmesi'dir: toprak üzerindeki tasarruf hakları tanımlandı, tapu senedi düzeni getirildi, miras yoluyla intikal kurallara bağlandı. Kanunnâme, Osmanlı'dan ayrılan pek çok ülkede 20. yüzyıla kadar yürürlükte kalmıştır.

1856: Islahat Fermanı

Kırım Savaşı Osmanlı'nın İngiltere ve Fransa ile aynı safta savaştığı ilk büyük harptir. Savaş kazanıldı, ama masaya oturmadan hemen önce, Şubat 1856'da yeni bir ferman ilan edildi. Zamanlama tesadüf değildi; müttefiklerin Paris Konferansı öncesinde talep ettiği bir adımdı. Dış baskı boyutunu gizlemenin anlamı yok.

Islahat Fermanı gayrimüslimlere şunları getirdi: devlet memuriyetine ve askerî okullara girebilme, il meclislerinde temsil, karma davalara bakacak mahkemeler, ibadethanelerin tamir ve inşasında kolaylık, resmî yazışmada aşağılayıcı tabirlerin yasaklanması.

En sembolik değişiklik vergideydi. Gayrimüslimlerden askerlik yapmadıkları için alınan cizye kaldırıldı; yerine, askerlikten muaf tutulanların ödeyeceği bedel-i askerî getirildi. Uygulamada ödenen para benzerdi; fakat hukukî nitelik değişmişti. Cizye, zimmî statüsüne bağlı bir vergiydi. Bedel-i askerî ise herkes için geçerli bir yükümlülüğün nakde çevrilmiş hâliydi — Müslümanlar da bedel ödeyip muaf olabiliyordu.

İkili hukuk düzeni

Tanzimat'ın en tartışmalı mirası mahkemelerdedir. Yeni kanunları uygulamak için nizamiye mahkemeleri kuruldu; 1864 vilayet düzenlemesiyle taşraya yayıldı, 1868'de üst mahkeme olarak Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye oluşturuldu. Bu mahkemeler ceza, ticaret ve arazi davalarına baktı.

Şer'î mahkemeler ise kaldırılmadı. Nikâh, boşanma, nafaka, miras ve vakıf işleri onlarda kaldı. Böylece aynı ülkede iki ayrı yargı düzeni, iki ayrı hukukçu tipi ve zaman zaman iki ayrı içtihat ortaya çıktı. Devlet bu ikiliği fark etti ve nizamiye mahkemelerinde uygulanmak üzere İslam hukukunu kanun maddeleri hâlinde derleyecek bir çalışma başlattı. O çalışmanın adı Mecelle'dir; bir sonraki bölümün konusu odur.

Tepkiler: kim, neye itiraz etti?

Islahat Fermanı iki taraftan da eleştirildi. Müslüman ahalinin bir kısmı, yüzyıllardır bildiği hukukî düzenin değişmesini bir kayıp saydı; askerlikte ve vergide eşitliğin yalnızca kâğıtta kaldığını, fiilen kendilerinin yük taşımaya devam ettiğini söyledi. Kimi taşra eşrafı ise merkezîleşmeden zarar gördüğü için tepkiliydi.

Gayrimüslim cemaat liderlerinin bir bölümü de memnun değildi; çünkü ferman, cemaat vakıflarının ve ruhanî liderlerin geleneksel imtiyazlarını da denetime açıyordu.

1859 Eylül'ünde ortaya çıkan Kuleli Vak'ası, bu gerilimin en somut örneğidir. Şeyh Ahmed adlı bir kişinin etrafında toplanan, aralarında subay ve ilmiye mensubunun da bulunduğu bir grubun padişahı tahttan indirme planı ihbar edildi; sanıklar Kuleli Kışlası'nda yargılandı. Şikâyetlerinde reformlara duyulan tepki kadar ağırlaşan vergiler ve saray harcamaları da vardı. İdam kararları sonradan sürgüne çevrildi.

Suriye ve Lübnan'da 1860'ta yaşanan cemaatler arası şiddet olayları ise reformların en acı sonucudur. Eşitlik ilanı, yerel dengeleri kendi lehine bozulmuş sayan gruplarda karşılık buldu; devletin müdahalesi ancak Fuad Paşa'nın bölgeye gönderilmesiyle mümkün oldu.

Değişimin bedeli

Malî tablo da hesaba katılmalı. Kırım Savaşı için 1854'te ilk defa dış borç alındı. Ardından gelen borçlanmalar, 1875'te ödemelerin durdurulmasına ve 1881'de alacaklıların kurduğu bir idarenin gelirlerin bir kısmına el koymasına kadar gitti. Reform pahalıydı ve büyük ölçüde borçla finanse edildi.

Peki Tanzimat başarısız mıydı? Bu soruya tek kelimeyle cevap veren her yorum eksiktir. Ferman, keyfî idam ve müsadereyi hukuken bitirdi; bu küçük bir kazanım değil. Modern bir bürokrasi, kanun ve mahkeme düzeni kurdu. Öte yandan eşitliği yukarıdan ilan etmek, toplumun bunu içselleştirmesini sağlamadı; devlet dış desteği alırken iç meşruiyetini yıprattı ve borç sarmalına girdi.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Tanzimat, bir hakkın ilan edilmesiyle yaşanır hâle gelmesi arasındaki mesafeyi gösterir. Kâğıda yazılan cümle, onu uygulayacak kadro, denetleyecek mahkeme ve karşılayacak bütçe olmadan hükümsüz kalır. Ferman "kimse yargısız cezalandırılamaz" dedi; bunun taşrada gerçekleşmesi on yıllar aldı.

İkinci ders, değişimin kaynağıyla ilgili. Bir reform, kendi toplumunun ihtiyacından doğduğunda kök salar; dış baskıyla imzalandığında ise ne verenden ne alandan hakkını görür. 1856'da eşitlik ilan edildi, fakat ne Müslüman ahali onu kendi kararı saydı ne gayrimüslimler yeterli buldu. Adalet, korkuyla değil kanaatle kurulduğunda kalıcı oluyor — ve ayetin dediği gibi, kine rağmen ayakta tutulduğunda takvaya yaklaşıyor.

Bir sonraki bölümde bu ikili hukuk düzenine çözüm arayan büyük çalışmayı ele alacağız: Mecelle ve Ahmed Cevdet Paşa.

Sıkça Sorulan Sorular

Tanzimat Fermanı ne zaman ve kim tarafından ilan edildi?

3 Kasım 1839'da Gülhane'de, Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa tarafından okundu. Sultan Abdülmecid'in hatt-ı hümâyunudur ve Gülhane Hatt-ı Hümâyunu olarak da anılır.

Tanzimat Fermanı hangi hakları getirdi?

Bütün tebaaya can, mal ve ırz güvencesi; mahkeme kararı olmadan cezalandırma yasağı; müsaderenin kaldırılması; gelire göre vergi ve kura ile belirli süreli askerlik ilkelerini getirdi.

1856 Islahat Fermanı neden ilan edildi?

Kırım Savaşı sonrası Paris Konferansı öncesinde, müttefik devletlerin talebi de etkili olarak ilan edildi. Gayrimüslimlere memuriyet, askerî okul ve meclislerde temsil hakkı tanıdı, cizyeyi kaldırdı.

Cizye kaldırılınca yerine ne kondu?

Bedel-i askerî getirildi. Cizye zimmî statüsüne bağlı bir vergiydi; bedel-i askerî ise askerlikten muaf tutulan herkesin ödeyebildiği bir bedeldi ve Müslümanlar da bu yolla muafiyet alabiliyordu.

Kuleli Vak'ası nedir?

1859'da Şeyh Ahmed adlı kişinin etrafında toplanan bir grubun Sultan Abdülmecid'i tahttan indirme planının ihbar edilmesiyle ortaya çıkan olaydır. Sanıklar Kuleli Kışlası'nda yargılandı; idam kararları sonradan sürgüne çevrildi.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar