Tevekkül, kulun elinden gelen gayreti gösterip sebeplere sarıldıktan sonra sonucu Allah’a havale etmesi ve yalnız O’na güvenmesidir. Sözlükte “bir işi başkasına bırakmak, ona dayanmak” anlamına gelen kelime, dinî bir terim olarak insanın üzerine düşeni yaptıktan sonra neticeyi Allah’tan beklemesini ifade eder.
Tevekkülün anlamı
Tevekkül çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kimi, onu çalışmayı bırakıp her şeyi kadere havale etmek sanır. Oysa tevekkül, tembelliğin ve sorumsuzluğun değil; gayretin ve teslimiyetin birlikte yürüdüğü bir gönül hâlidir. Kul, aklını ve imkânlarını sonuna kadar kullanır; ama kalbini sonuca değil, sonucu yaratan Allah’a bağlar.
Bu yönüyle tevekkül, hem bir iman meselesi hem de bir huzur kaynağıdır. İnsan, kontrolü elinde olmayan şeyler için kaygılanmak yerine, üzerine düşeni yapıp gerisini Rabbine emanet ettiğinde kalbi sükûnete erer.
Kur’an’da tevekkül
Kur’an-ı Kerim pek çok âyette mü’minleri yalnız Allah’a güvenmeye çağırır:
“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talâk, 65/3)
Bir başka âyette ise tevekkülün imanla doğrudan bağı kurulur: “Eğer mü’min iseniz yalnız Allah’a tevekkül edin.” (Mâide, 5/23) Yine “İşini bitirince Allah’a güven; çünkü Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/159) mealindeki âyet, tevekkülün bir karar anından sonra geldiğini, yani önce istişare ve gayretin bulunduğunu hatırlatır.
Gayret ile tevekkül dengesi
Tevekkülün sebepleri dışlamadığını, bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) ortaya koymuştur. Rivayete göre bir bedevî, devesini serbest bırakıp “Tevekkül ettim” deyince, Resûlullah ona “Önce deveni bağla, sonra tevekkül et” buyurmuştur (Tirmizî). Bu söz, tedbiri almadan sonucu beklemenin tevekkül değil, ihmal olduğunu gösterir.
Demek ki mü’min önce “deveyi bağlar”; yani çalışır, hazırlanır, tedbirini alır. Ardından kalbini sonuca takmadan Rabbine güvenir. Tevekkül, sebeplerle Allah arasında bir tercih değil; sebeplere sarılırken kalbin Allah’a bağlı kalmasıdır.
Tevekkül kula ne kazandırır?
Gerçek tevekkül, insanı hem aşırı kaygıdan hem de kibirden korur. Başarıyı yalnız kendine mal etmez, başarısızlıkta da yıkılmaz; çünkü neticeyi en baştan Allah’a bırakmıştır. Böylece tevekkül, kulun gönlüne dinginlik, hayatına denge ve imanına derinlik kazandırır.
Yorumlar