Osmanlı Serisi 52/60: Trablusgarp ve Balkan Savaşları — Rumeli'nin Kaybı
1911'de İtalya Trablusgarp'a saldırdı; savaş 1912 Uşi Antlaşması ile Kuzey Afrika'daki son toprakların kaybıyla bitti. Aynı yılın sonbaharında dört Balkan devleti birlikte saldırdı ve beş asırlık Rumeli varlığı birkaç ay içinde sona erdi. Edirne yalnızca ikinci savaşta geri alınabildi; arkasından büyük bir muhacir dalgası geldi.
Osmanlı tarihinde toprak kayıpları genellikle uzun savaşların sonunda gelir. 1912–1913 bunun istisnasıdır: haritanın bir bölümü haftalar içinde değişti. Bu hızın sebebi tek bir muharebe değil, ondan önceki yıllarda biriken hazırlıksızlıktı.
1911: Trablusgarp'a çıkarma
İtalya 29 Eylül 1911'de savaş ilan etti ve donanmasıyla Trablus, Bingazi ve Derne'ye asker çıkardı. Osmanlı'nın buraya kuvvet göndermesi fiilen imkânsızdı: deniz yolu İtalyan donanmasının denetimindeydi, karadan geçiş ise Mısır'ın İngiliz, Tunus'un Fransız idaresinde olması yüzünden kapalıydı.
Çözüm olarak küçük bir subay grubu tüccar veya gazeteci kılığında bölgeye ulaştı ve yerel kabilelerle birlikte iç bölgelerde direniş örgütledi. Bu direnişin ana gövdesini Senûsî tarikatına bağlı topluluklar oluşturdu. İtalyanlar sahil şeridini tuttu; çölün içine giremediler.
Baskıyı artırmak için İtalya 1912 baharında Rodos'u ve Onikiada'yı işgal etti, hatta Çanakkale Boğazı'nın girişini zorladı. Balkanlar'da savaş kapıya dayanınca İstanbul barışa mecbur kaldı. 18 Ekim 1912 Uşi Antlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi bırakıldı; halkın dinî bakımdan halifeye bağlı kalacağı maddesi konuldu. Geçici sayılan Onikiada işgali ise kalıcı oldu.
Balkan Birliği nasıl kuruldu?
Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da meşgul olduğu aylarda Balkan devletleri, aralarındaki eski anlaşmazlıkları erteleyip ittifak kurdular. 1912 baharında Bulgaristan ile Sırbistan, ardından Bulgaristan ile Yunanistan anlaştı; Karadağ da katıldı. Rusya bu yakınlaşmayı destekledi.
Savaş 8 Ekim 1912'de Karadağ'ın ilanıyla başladı; birkaç gün içinde diğerleri de katıldı. Osmanlı ordusu iki ana cephede aynı anda savaşmak zorunda kaldı: Trakya'da Bulgarlara, Makedonya ve Batı'da Sırp-Yunan-Karadağ kuvvetlerine karşı.
Yenilginin sebeplerini dürüstçe konuşmak
Bu bölümde hamaset yapmanın hiçbir faydası yok; asıl fayda sebepleri açıkça yazmakta. Kaynakların ortaklaştığı başlıklar şunlardır:
- Terhis hatası. 1912 yazında, savaş ihtimali görünürken çok sayıda eğitimli asker terhis edildi. Seferberlik ilan edildiğinde bu kadroların yerini doldurmak haftalar aldı.
- Ordunun siyasallaşması. Subay kadrosu siyasî hiziplere bölünmüştü. Emir-komuta zinciri, cephede bile güven sorunuyla çalıştı.
- Lojistik ve ulaşım. Rumeli'de demiryolu ağı yetersizdi; ikmal büyük ölçüde kağnı ve hayvan sırtına bağlıydı. Sonbahar yağmurlarıyla yollar çöktü.
- Sağlık. Çatalca hattında kolera salgını çıktı. Kaynaklar farklı rakamlar verir; ancak muharebe dışı kayıpların muharebe kayıplarına yakın olduğu genel kabuldür.
Kur'an, dağılmanın askerî sonucunu tek cümlede özetler:
وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ
"Birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz gider." (Enfâl, 46)
Kırk günde kaybedilen coğrafya
Trakya'da Kırkkilise ve Lüleburgaz muharebeleri kaybedildi; ordu Kasım 1912'de İstanbul'un hemen batısındaki Çatalca hattına çekildi. Aynı haftalarda Makedonya'daki direniş çözüldü.
Selanik 8 Kasım 1912'de teslim edildi. Şehir, beş asırdır Osmanlı'nın Rumeli'deki en canlı liman ve kültür merkeziydi; teslimi tek bir muharebe bile yapılmadan gerçekleşti. Yanya 6 Mart 1913'te, İşkodra nisan ayında düştü.
Edirne ise farklı bir hikâye. Şükrü Paşa komutasındaki garnizon, kuşatma altında yaklaşık beş ay dayandı. Şehir 26 Mart 1913'te, erzak tamamen tükendikten sonra teslim oldu. Bir imparatorluğun ikinci başkenti olan şehrin kaybı, İstanbul'da yenilginin en ağır hissedilen anı oldu.
30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile sınır Midye–Enez hattına çekildi. Kaynaklar farklı rakamlar verse de, kaybedilen alanın seksen bin kilometrekarenin üzerinde ve nüfusun milyonlarla ifade edildiği konusunda birleşirler.
İkinci savaş ve Edirne'nin geri alınışı
Ganimet paylaşımı müttefikleri bozdu. Bulgaristan 29 Haziran 1913'te eski ortaklarına saldırdı; Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ karşı koydu, Romanya da savaşa girdi. Bulgar kuvvetleri batıya kayınca Trakya boşaldı.
Osmanlı ordusu Londra Antlaşması'nın çizdiği hattı aşarak ilerledi ve 21 Temmuz 1913'te Edirne'ye girdi. Eylül 1913'te Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'yla Edirne ve Kırklareli Osmanlı'da kaldı, Meriç sınır oldu. Ertesi yıl Yunanistan ve Sırbistan ile de antlaşmalar yapıldı.
Edirne'nin geri alınması moral bakımından önemliydi. Ancak Rumeli'nin bütünü gitmişti ve bu, geri dönüşü olmayan bir sayfaydı.
Muhacirler: haritanın değil nüfusun değişmesi
Savaşın en kalıcı sonucu göçtür. Rumeli'den Trakya'ya ve Anadolu'ya doğru yüz binlerce insan yollara döküldü. Kaynaklar rakamlarda ayrılır; dört yüz binin üzerinde muhacirden söz eden çalışmalar da, bu sayıyı çok daha yükseğe çıkaranlar da vardır.
Gelenler kışın ortasında, çoğu yaya ve hastalıkla geldi. İstanbul'da camiler, medreseler ve okullar geçici barınağa çevrildi. Sonraki yıllarda Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve İzmir çevresine yapılan iskân, Anadolu'nun nüfus haritasını kalıcı biçimde değiştirdi. Bugün Batı Anadolu'daki pek çok köyün hikâyesi bu göçle başlar.
Bu tabloda hatırlanması gereken bir ölçü var. Efendimiz (s.a.s.) gücü, kişinin fiziksel kuvvetinden önce hazırlık ve tedbirle ilişkilendirir:
"Kuvvetli mü'min, zayıf mü'minden Allah katında daha hayırlı ve daha sevimlidir; her ikisinde de hayır vardır. Sana faydalı olan şeye sarıl, Allah'tan yardım iste ve âciz kalma." (Müslim, Kader, 34)
Hadisteki "kuvvet" yalnızca bedene değil; hazırlığa, planlamaya ve bir işi ehline vermeye işaret eder. 1912 yenilgisi tam da bu üç başlıkta yaşandı.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Birincisi hazırlıkla ilgili. Bir ordunun cesareti tartışılmazken bile, terhis edilmiş kadro, çöken ikmal hattı ve bölünmüş komuta yapısı sonucu belirleyebiliyor. Enfâl sûresindeki uyarı bir temenni değil, işleyen bir kanunun tarifi gibidir.
İkincisi hafızayla ilgili. Rumeli'nin kaybı bugün çoğu zaman yalnızca bir harita meselesi olarak anlatılır; oysa asıl ağırlık, yollara düşen insanların hikâyesindedir. Bir toplumun kendi göçmenini nasıl karşıladığı, o toplumun ahlakî sağlamlığının en açık ölçüsüdür. Anadolu bu imtihanı 1913'te verdi ve benzer imtihanlar farklı isimlerle tekrar tekrar önümüze geldi.
Bir sonraki bölümde bu yorgun devletin bir yıl sonra girdiği çok daha büyük savaşa bakıyoruz.
Sıkça Sorulan Sorular
Trablusgarp Savaşı neden kaybedildi?
Osmanlı bölgeye kara veya deniz yoluyla kuvvet gönderemedi. Direniş yerel kabileler ve gizlice bölgeye ulaşan küçük bir subay grubuyla yürütüldü. Balkan Savaşı başlayınca İstanbul barışa mecbur kaldı.
Uşi Antlaşması ne zaman imzalandı?
18 Ekim 1912'de. Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakıldı; halkın dinî bakımdan halifeye bağlı kalacağı kaydedildi. Geçici sayılan Onikiada işgali fiilen kalıcı oldu.
I. Balkan Savaşı'nda hangi şehirler kaybedildi?
Selanik 8 Kasım 1912'de, Yanya 6 Mart 1913'te, Edirne 26 Mart 1913'te, İşkodra nisan 1913'te elden çıktı. Sınır Londra Antlaşması ile Midye–Enez hattına çekildi.
Edirne ne zaman geri alındı?
II. Balkan Savaşı sırasında, 21 Temmuz 1913'te. Eylül 1913'teki İstanbul Antlaşması ile Edirne ve Kırklareli Osmanlı sınırları içinde kaldı.
Balkan Savaşları'ndan sonra kaç muhacir geldi?
Kaynaklar farklı rakamlar verir. Dört yüz binin üzerinde muhacirden söz eden çalışmalar da, sayıyı daha yükseğe çıkaranlar da vardır. Göçmenler ağırlıklı olarak Trakya ve Batı Anadolu'ya yerleştirildi.
