Yıldırım Bayezid ve Ankara Savaşı: Bir Devletin On Bir Yılını Kaybetmesi
Yıldırım Bayezid 1389–1402 arasında hüküm sürdü. Niğbolu'da Haçlı ordusunu bozguna uğrattı, Anadolu'da Türkmen beyliklerini birleştirdi ve İstanbul'u kuşattı. Fakat 1402'de Ankara yakınlarında Timur'a yenilerek esir düştü. Ardından gelen on bir yıllık Fetret Devri'nde Osmanlı, şehzadeler arasındaki taht kavgasıyla dağılma noktasına geldi.
Osmanlı tarihinde bu kadar hızlı yükselip bu kadar sert düşen başka bir dönem yoktur. "Yıldırım" lakabı, ordusunu Balkanlar'dan Anadolu'ya inanılmaz bir hızla kaydırabilmesinden gelir. Aynı hız, sonunda aleyhine işleyecektir.
Niğbolu 1396: Avrupa'nın toplanıp gelişi
Osmanlı'nın Balkanlar'daki ilerleyişi ve Bizans'ın yardım çağrıları, Avrupa'da geniş bir seferberlik doğurdu. Macar Kralı Sigismund önderliğinde Fransız, Alman, İngiliz ve Balkan birliklerinden oluşan büyük bir Haçlı ordusu Tuna boyunca ilerledi ve Niğbolu Kalesi'ni kuşattı.
Bayezid, Anadolu'daki harekâtı bırakıp beklenmedik bir hızla Tuna'ya ulaştı. 1396'da yapılan meydan savaşında Haçlı ağır süvarisinin disiplinsiz hücumu, Osmanlı'nın kademeli savunma düzeni karşısında dağıldı. Sonuç kesin bir Osmanlı zaferiydi.
Niğbolu, iki bakımdan dönüm noktasıdır. Birincisi, Osmanlı artık Avrupa'nın toplu gücünü yenebilen bir devlet olarak tanınmıştır. İkincisi, bu zaferden sonra Bayezid'in siyaseti sertleşmiş, sultanlık iddiası daha yüksek sesle dile getirilmeye başlanmıştır. Zafer, kimi zaman kazanana en büyük tuzağı kurar.
Anadolu birliği: hızlı ama kırılgan
Bayezid, Batı Anadolu'daki Aydın, Saruhan, Menteşe ve Germiyan beyliklerini ortadan kaldırıp topraklarını Osmanlı'ya kattı. Kayseri, Sivas ve Malatya yönünde ilerleyerek doğuya açıldı. Kâğıt üzerinde Anadolu birliği büyük ölçüde sağlanmıştı.
Ne var ki bu birlik hızlı kurulmuş, derinleşmemişti. Toprakları ellerinden alınan beyler Timur'un yanına sığındı ve orada Osmanlı aleyhine çalıştı. Yeni ilhak edilen bölgelerde halkın bağlılığı henüz test edilmemişti. Askerî güçle kurulan ama gönül alınarak pekiştirilmeyen bir düzenin ne kadar çabuk çözülebileceğini 1402 gösterecekti.
İki dev arasında bir mektuplaşma
Doğuda Timur, İran'dan Hindistan'a uzanan geniş bir hâkimiyet kurmuştu. İki hükümdar arasında sert üsluplu mektuplar gidip geldi; Timur, sığınan Anadolu beylerinin topraklarının iadesini istiyor, Bayezid ise Timur'un himayesindeki bölgelerde hak iddia ediyordu.
İki Müslüman hükümdarın karşı karşıya gelmesi, dönemin âlimleri arasında da rahatsızlık uyandırmıştı. Kur'an'ın bu konudaki uyarısı, o gün olduğu gibi bugün de yerinde durmaktadır:
وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُوا
"Birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız ve gücünüz gider. Sabredin." (Enfâl, 46)
28 Temmuz 1402: Ankara (Çubuk) Savaşı
İki ordu Ankara yakınlarındaki Çubuk ovasında karşılaştı. Osmanlı ordusu sayıca kalabalıktı, ancak birkaç kritik dezavantajı vardı:
- Su kaynakları. Timur, ovaya önce ulaşarak su yollarını denetimine aldı; Osmanlı ordusu yaz sıcağında susuz kaldı.
- Sadakat sorunu. Osmanlı safındaki Türkmen beyliklerine mensup birlikler, kendi eski beylerini Timur'un yanında görünce saf değiştirdi.
- Yorgunluk. Ordu uzun bir yürüyüşün ardından dinlenmeden savaşa girdi.
- Fil birlikleri. Timur'un Hindistan seferinden getirdiği filler, alışkın olmayan atlar üzerinde ciddi bir psikolojik etki yarattı.
Savaş Osmanlı'nın ağır yenilgisiyle bitti. Yıldırım Bayezid esir düştü ve yaklaşık sekiz ay sonra, 1403'te esaret altında vefat etti. Rivayete göre demir bir kafeste tutulduğu anlatılır; ancak bu ayrıntı çağdaş kaynaklarda yer almaz, sonraki dönemlerde ve özellikle Batı edebiyatında yayılmış bir anlatıdır. Kaynakların çoğu, kendisine hükümdara yaraşır bir muamele yapıldığını kaydeder.
Fetret Devri (1402–1413): devletin en yakın olduğu son
Ankara'dan sonra Osmanlı fiilen parçalandı. Timur, Anadolu beyliklerini yeniden kurdurdu; Osmanlı toprakları şehzadeler arasında bölündü. Süleyman Çelebi Rumeli'de, İsa Çelebi Bursa'da, Mehmed Çelebi Amasya'da, Musa Çelebi ise farklı zamanlarda Rumeli'de hüküm sürdü.
On bir yıl boyunca kardeşler birbiriyle savaştı. Bu dönemde Osmanlı, Balkanlar'daki topraklarının önemli bir kısmını fiilen kaybetti, Bizans nefes aldı, vergiler düzensizleşti, halk büyük sıkıntı çekti.
İlginç olan şudur: Devlet, dış düşman karşısında değil, kendi içinde bölündüğü için yıkılma noktasına geldi. Ve yine dikkat çekici olan, Balkanlar'daki Hristiyan tebaanın bu dönemde Osmanlı idaresine büyük ölçüde bağlı kalmasıdır — çünkü önceki düzen onlara eski feodal yapıdan daha az yük getirmişti. Bu detay, Osmanlı'nın Rumeli'de niçin bu kadar hızlı kök saldığını da açıklar.
Mücadele 1413'te Mehmed Çelebi'nin galip gelmesiyle sona erdi. Tarihçilerin ona "ikinci kurucu" demesinin sebebi budur.
Efendimiz'in (s.a.s.) uyarısı
Fetret Devri'nin özeti aslında bir hadiste saklıdır: "Birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin tutmayın; ey Allah'ın kulları, kardeşler olun." (Buhârî, Edeb, 57; Müslim, Birr, 23)
Osmanlı'yı Ankara'da yenen ordu değil, Ankara'dan sonraki on bir yılda kardeşleri karşı karşıya getiren hırs olmuştur. Devletin toparlanabilmesi de yine bu hırsın bir tarafta yenilmesiyle mümkün olmuştur.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Bu dönem üç şeyi çok açık gösterir. Birincisi: Hızlı büyümek, sağlam büyümek değildir. Bayezid on yılda Anadolu'yu birleştirdi, ama bu birlik bir yenilgiye dayanamadı. İkincisi: İç ihtilaf, dış düşmandan daha yıkıcıdır. Ankara'da kaybedilen bir savaştı; Fetret'te kaybedilen on bir yıl ve bir neslin emeğiydi. Üçüncüsü: Halkın gönlünü kazanan idare, kriz anında ayakta kalır. Rumeli'deki tebaa bağlı kaldığı için devlet oradan yeniden doğabilmiştir.
Serinin beşinci bölümünde, dağılan devleti yeniden birleştiren Çelebi Mehmed'i ve Varna'nın galibi II. Murad'ı ele alacağız.
Sıkça Sorulan Sorular
Ankara Savaşı ne zaman ve neden yapıldı?
1402 yılının temmuz ayında Ankara yakınlarındaki Çubuk ovasında yapıldı. Sebebi, Timur'a sığınan Anadolu beylerinin topraklarını geri istemesi ile Yıldırım Bayezid'in doğuya doğru genişlemesinin çatışmasıydı. Savaşı Timur kazandı, Bayezid esir düştü.
Yıldırım Bayezid gerçekten kafeste mi tutuldu?
Bu ayrıntı dönemin kaynaklarında yer almaz; sonraki yüzyıllarda, özellikle Batı edebiyatında yayılmış bir anlatıdır. Kaynakların çoğu esaret döneminde kendisine hükümdara yaraşır bir muamele yapıldığını kaydeder. Bayezid 1403'te esaret altında vefat etmiştir.
Fetret Devri nedir, kaç yıl sürdü?
1402'deki Ankara yenilgisinin ardından şehzadeler arasındaki taht mücadelesiyle geçen ve merkezî otoritenin bulunmadığı dönemdir. Yaklaşık on bir yıl sürmüş, 1413'te Mehmed Çelebi'nin birliği sağlamasıyla sona ermiştir.
Osmanlı Fetret Devri'nde neden tamamen yıkılmadı?
Balkanlar'daki tebaa büyük ölçüde bağlı kalmış, tımar ve kadılık düzeni yerel ölçekte işlemeye devam etmiştir. Ayrıca Timur Anadolu'da kalıcı bir idare kurmadan geri dönmüştür. Bu iki etken devletin yeniden toparlanmasına imkân vermiştir.
Niğbolu Savaşı'nın önemi nedir?
1396'da Macar Kralı Sigismund önderliğindeki büyük Haçlı ordusunun bozguna uğratıldığı savaştır. Osmanlı'nın Avrupa'nın birleşik gücünü yenebilecek bir devlet olarak tanınmasını sağlamış, Balkanlar'daki hâkimiyeti pekiştirmiştir.
