Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--
İrfan

Marifetin Kapısı: Tevazu

Mârifetin kapısı tevâzudan açılır. Bilen, bilmediğini bilendir; gönlü eğen başını dik tutar. Kibir, ilmin önündeki perde — tevâzu ise hikmetin getirdiği ilk armağandır.

·
14 Mayıs 2026 1 dk
Paylaş

İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin meşhur sözü vardır: "İlim arttıkça tevazu artar." Bu bir tespit olduğu kadar bir ölçüdür de. İlim sahibi olduğunu zanneden, fakat kibirlenen kimse — gerçekte ilmin yalnızca kabuğuna ulaşmış demektir. Çünkü ilmin özü, insanı küçültür; benliğini eritir.

Bilgi mi marifet mi?

Klasik geleneğimizde "ilim" ve "marifet" iki ayrı kavramdır. İlim — öğrenilen, biriken, ezberlenen şeydir. Marifet ise yaşanan, hissedilen, içe işleyen bilgidir. Bir kişi yüz bin sayfa okuyabilir; bu ilimdir. Fakat o sayfaları bir tek "lâ ilâhe illallâh" diyebilmek için okumuşsa — bu marifettir.

İşte marifetin kapısı tevazudur. Çünkü kibirli bir kalp, yeni bir hakikat almaya kapalıdır. Su, hep aşağıya akar; hikmet de hep eğilen başlara iner.

Bir Nakşî hikâyesi

Anlatılır: Bir mürid, şeyhinden bir mesele sorar. Şeyh cevap verir, mürid anlamaz. Aynı soruyu tekrar sorar; aldığı cevap da farklı olur. "Üstadım" der mürid, "geçen sefer şöyle dediniz, şimdi bunu söylüyorsunuz. Hangisi doğru?"

Şeyh tebessüm eder: "Evlat, sen bana iki farklı seferde gelmedin ki. İki farklı insan olarak geldin. Bir önceki cevap o senin için, bu cevap bu senin için."

İşte marifet — sabit bir bilgi yığını değil, anın talebine uygun olan hakikati görme melekesidir. Ve bunu görmek için, kişinin kendini hep yeniden öğrenmeye hazır tutması gerekir.

Sonsöz

"Bildim" diyen, en çok bilmesi gereken kişidir. "Bilmiyorum" diyebilen ise — hakikatin en yakınında duranlardandır.

Tevazu, ilmin perdesi değildir; perdeyi açan eldir.

tevazuilimmarifethikmet
·
Yazar Hakkında

Devam Et

İlgili Yazılar