اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.
Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât et. İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz Sen hamîdsin (övülmeye en lâyık), mecîdsin (şan ve şeref sahibi). Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline bereket ver. İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket verdiğin gibi. Şüphesiz Sen hamîdsin, mecîdsin.
Kaynak: Buhari 3370 (sahih hadis).
Hz. Ka'b İbn Ucre (r.a.) rivayet etti. (Buhârî, Enbiyâ 10/3370; Müslim, Salât 65/406)
Cenâb-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurdu: "Allah ve melekleri, Peygamber'e çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O'na çokça salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (Ahzâb 56).
Übey İbn Kâ'b (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah'a dedim ki 'Yâ Resûlallah! Ben Sana çok salevât getiriyorum. Dualarımın hepsini salevâta ayırsam nasıl olur?' deyince Resûlullah: 'O zaman sıkıntıların giderilir ve günahların bağışlanır' buyurdu" (Tirmizî, Kıyâmet 23).
Salavat-ı İbrahimiyye, namazlarda son oturuşta okunan salâttır. Bu salavat, Peygamberimize (s.a.v.) nasıl salât getirileceğini ashâb sorunca öğrettiği en meşhur salavat formüdür.
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve âline salât et; İbrahim'e ve âline salât ettiğin gibi. Onu bereketlendir; İbrahim'i bereketlendirdiğin gibi. Sen hamid ve mecidsin. Allah'ım! Bu salavat-ı İbrahimiyeyi her gün söylemeyi, Efendimize olan sevgi