İsra Sûresi 1. Âyet Tefsiri — ed-Dürrü'l-Mensûr fi't-Tefsîri bi'l-Me'sûr

Celâleddin es-Suyûtî

İSRÂ (İSRÂİL OĞULLARI) SÛRESİ

Nehhâs ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs:

“İsrâ Sûresi, Mekke'de nâzil olmuştur" dedi.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbnu'z-Zübeyr:

“İsrâ Sûresi, Mekke'de nâzil olmuştur" dedi.

Buhârî, İbnu'd-Durays ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd:

“İsrâ, Kehf ve Meryem sûreleri, Mekke'de nazil olan ve ilk öğrenilen sûrelerdir" dedi.

Ahmed, Tirmizî, Nesâî, Hâkim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Hazret-i Âişe:

“Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) her gece İsrâ ve Zümer Sûrelerini okurdu" dedi.

İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebu Amr eş-Şeybânî:

“Abdullah bize namaz kıdırdı ve iki sûre okudu. Okuduğu ikinci sûre İsrâ Sûresi idi" dedi.

1

"Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram dan Kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur."

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Huzeyfe bu âyeti: (.....) lafzıyla okumuştur.

Tastî'nin bildirdiğine göre Nâfi' b. el-Ezrak, İbn Abbâs'a: (.....) âyetinin anlamını sorunca, ibn Abbâs: (.....) ifadesi bir gecede Muhammed'i (sallallahü aleyhi ve sellem) Mescid-i Haram'dan Beytü'l-Makdis'e götüren ve tekrar Mescid-i Haram'a getiren Yüce Allah'ı bütün eksikliklerden tenzih etmek, mânâsındadır" dedi. Nâfi':

“Araplar böylesi bir ifadeyi bilir mi?" diye sorunca, İbn Abbâs şu karşılığı verdi:

“Evet, bilirler. A'şâ'nın:

"Kibri ve büyüklenmesi çok artınca

Kibirli Alkame 'yi tenzih, ederim, dedim " dediğini işitmez misin?"

İbn Ebî Şeybe, Müslim ve İbn Merdûye'nin, Sabit vasıtasıyla Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Bana uzun boylu, merkepten daha büyük, katırdan daha küçük (ikisi arasında) Burak (denilen binek) getirildi. Bu binek adımını gözünün gördüğü en son yere kadar atacak bir özelliğe sahipti. Ona binip Beytü'l-Makdis'e geldim ve onu, peygamberlerin atlarını bağladıkları halkaya bağladım. Sonra mescide girip iki rekat namaz kıldım ve dışarı çıktım. Bu sırada Cibrîl bana birinde şarap, birinde de süt olmak üzere iki kapla geldi. Ben içinde süt olan kabı seçince, Cibrîl: «Sen fıtratı seçtin» dedi. Sonra beni alıp dünya semasına çıktı. Kapının açılmasını isteyince: «Sen kimsin?» denildi. Cibrîl: «Ben Cibril'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca; «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında Âdem'le karşılaştım. Âdem beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundu.

Sonra ikinci kat göğün kapısına geldiğimizde Cibril kapının açılmasını istedi. Ona: «Sen kimsin?» denildi. Cibril: «Ben Cibril'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında teyzem oğulları İsa b. Meryem ve Yahya b. Zekeriyya ile karşılaştım. Onlar da beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundular.

Sonra üçüncü kat göğün kapısına geldiğimizde Cibril kapının açılmasını istedi. Ona: «Sen kimsin?» denildi. Cibrîl: «Ben Cibril'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında Yûsuf ile karşılaştım. Ona güzelliğin yarısı verilmişti. O da beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundu.

Sonra dördüncü kat göğün kapısına geldiğimizde Cibrîl kapının açılmasını istedi. Ona: «Kimdir o?» denildi. Cibril:'«Ben Cibril'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında İdrîs ile karşılaştım. O da beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundu.

Sonra beşinci kat göğün kapısına geldiğimizde Cibrîl kapının açılmasını istedi. Ona: «Kimdir o?» denildi. Cibril: «Ben Cibril'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında Harun ile karşılaştım. O da beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundu.

Sonra altıncı kat göğün kapısına geldiğimizde Cibrîl kapının açılmasını istedi. Ona: «Kimdir o?» denildi. Cibril: «Ben Cibrîl'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında Mûsa ile karşılaştım. O da beni iyi bir şekilde karşıladı ve bana hayır duada bulundu.

Sonra yedinci kat göğün kapısına geldiğimizde Cibrîl kapının açılmasını istedi. Ona: «Kimdir o?» denildi. Cibrîl: «Ben Cibrîl'im» karşılığını verdi. «Beraberindeki kimdir?» dediklerinde: «Muhammed'dir» dedi. Onlar: «Muhammed (peygamber olarak) gönderildi mi?» diye sorunca: «Evet gönderildi» dedi. Kapı açıldığında İbrâhîm ile karşılaştım. O sırtını Beytü'l- Ma'mur'a dayamıştı. Beytü'l-Ma'mur'a günde yetmiş bin melek giriyor ve geri dönmüyordu. Sonra beni Sidretü'l-Münteha'ya çıkardı. Oradaki yapraklar fil kulağı gibi, meyveler de iri küpler gibiydi. Allah'ın emri onu bürüyüp kaplayınca değişikliğe uğradı. Orası o kadar güzeldi ki, Allah'ın yarattığı hiç kimse o güzelliği vasfetmeye güç yetiremez. Allah bana vahyedeceğini vahyetti ve günde elli vakit namazı farz kıldı.

Gökyüzünden inmeye başladım. Musa'nın yanına vardığımda: «Rabbin ümmetine neyi farz kıldı?» diye sordu. Ona: «Elli vakit namaz» cevabını verince: «Geri dön ve Rabbinden bunu hafifletmesini iste. Ümmetin buna güç yetiremez. Ben bu konuda İsrail oğullarını denedim» dedi. Bunun üzerine Rabbime geri döndüm ve: «Ey Rabbim! Ümmetime hafiflet» dedim. Rabbim beş vakti kaldırdı. Tekrar Musa'ya döndüğümde: «Beş vakiti kaldırdı» dedim. Mûsa: «Ümmetin buna güç yetiremez. Rabbine dön ve…

Tefsir yükleniyor…