Alak Sûresi 1. Âyet Tefsiri — ed-Dürrü'l-Mensûr fi't-Tefsîri bi'l-Me'sûr

Celâleddin es-Suyûtî

ALAK SÛRESİ

İbn Merdûye'nin değişik kanallardan bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Mekke'de Kur'ân'dan ilk indirilen sûre Alak Sûresi'dir" demiştir.

İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Abdullah b. ez-Zübeyr: "Alak Sûresi, Mekke'de nazil oldu" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, İbnu'd-Durays, İbnu'l-Enbârî Mesâhif de, Taberânî, Hâkim, İbn Merdûye ve Ebû Nuaym Hilye'de Ebû Mûsa el-Eş'arî'den bildirir: "Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) ilk indirilen sûre, Alak Sûresi'dir."

Beyhakî Delâil'de İbn Şihâb'dan bildirir: Muhammed b. Abbâd b. Câfer el- Mahzûmî'nin bana bildirdiğine göre âlimlerinden biri şöyle demiştir. Yüce Allah, Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) ilk olarak "Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle öğretendir. O, insana bilmediğini öğretendir" âyetlerini indirdi." Yine dediklerine göre bu âyetler sûrenin Hira mağarasında nazil olan baş tarafıdır. Sûrenin kalan kısmı ise daha sonra Yüce Allah'ın dilediği şekilde nazil olmuştur.

İbn Cerîr, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî'nin bildirdiğine göre Hazret-i Âişe: "Kur'ân'dan ilk indirilen sûre Alak Sûresi'dir" demiştir.

Abdurrezzâk, Ahmed, Abd b. Humeyd, Buhârî, Müslim, İbn Cerîr, İbnu'l- Enbârî Mesâhif de, İbn Merdûye ve Beyhaki, İbn Şihâb vasıtasıyla Urve b. ez- Zübeyr'den bildirdiğine göre müminlerin annesi Âişe şöyle demiştir: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem)ilk vahyin gelmesi uykuda iken gördüğü salih rüyalarla olmuştur. Zira ne zaman bir rüya görse rüyası gün ışığı gibi zuhur ediyordu. Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına çekilir, ailesine uğramadan birkaç gece kalır ibadet ederdi. Azığı yanında bulunurdu. Sonra Hatice'nin yanına döner, Hira'da bir o kadar daha kalmak için azık hazırlardı. Bu şekilde Hak, Hira mağarasına, yanına gelene kadar devam etti. Yine oradayken karşısına melek çıkıp: "Oku!" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Ben okuma bilmem" karşılığını verdi."

Resûlulah (sallallahü aleyhi ve sellem) sonrasını şöyle anlattı: "Bunun üzerine beni alıp takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: «Oku!» dedi. Ben yine: «Ben okuma bilmem» karşılığını verdim. Bunun üzerine tekrar beni alıp takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: «Oku!» dedi. Ben yine: «Ben okuma bilmem» karşılığını verdim. Sonra üçüncü kez beni alıp, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: «Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle öğretendir» dedi."

Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ürperti içinde geri döndü. Hatice binti Huveylid'in yanına girerek: "Beni örtün! Beni örtün!" buyurdu. Onu örttükten bir süre sonra ürpertisi gitti. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hatice'ye olanları anlattı ve: "Bana bir şey olacak diye korktum" buyurdu. Hatice ise: "Hayır! Vallahi Yüce Allah seni hiçbir zaman utandıracak değildir. Zira sen akrabalarını gözetir, zayıfların yükünü hafifletir, yoksula yardım eder, misafiri ağırlar ve haktan gelen musibetler karşısında halka yardım edersin" karşılığını verdi.

Sonrasında Hatice, Hazret-i Peygamber'i (sallallahü aleyhi ve sellem), amcası oğlu olan Varaka b. Nevfel b. Abdiluzza'ya götürdü. Varaka, cahiliye döneminde Hıristiyan olmuştu. İbranice yazmayı bilir, İncil'i İbranice Yüce Allah'ın dilediği kadar yazardı. Yaşlı ve gözleri kör olmuş birisiydi. Hatice ona: "Ey amcaoğlu! Kardeşinin oğlunu bir dinle!" dedi. Varaka, Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yeğenim! Ne görüyorsun?" diye sorunca, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gördüklerini ona anlattı. Bunun üzerine Varaka, ona: "Bu gördüğün Yüce Allah'ın, Mûsa'ya gönderdiği Nâmûs'tur. Keşke genç olsaydım. Kavmin seni (Mekke'den) çıkaracağı zaman keşke hayatta olabilseydim" dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Beni çıkaracaklar mı ki?" diye sorunca, Varaka: "Evet! Senin getireceğin şeyle (misyonla) gelen hiçbir kişi yoktur ki düşmanlığa uğramamış olsun! Şayet o güne ben de yetişebilirsem seni korur ve yardımcı olurum" dedi. Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti, vahiy de kesintiye uğradı."

Ravi İbn Şihâb der ki: Ebû Seleme b. Abdirrahman'ın bana bildirdiğine göre Câbir b. Abdillah el-Ensârî vahyin bir süre kesilmesi konusunu anlatırken Resûlullah'tan naklen şöyle demiştir: "Bir ara yürürken semadan bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda Hira mağarasında bana gelen meleği gördüm. Bu melek gök ile yer arasını dolduran bir kürsüye kurulmuştu. Ondan çok korktum ve eve dönüp: «Beni örtün! Beni örtün!» dedim. Sonrasında Yüce Allah bana: «Ey bürünüp sarınan! Kalk ve uyar. Rabbini yücelt. Giysilerini temiz tut. Kötü şeyleri terket» âyetlerini indirdi. Bu âyetlerin nazil olmasından sonra da vahiyde bir kesinti olmadı."

İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) nazil olan ilk sûre Alak Sûresi'dir" demiştir.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Mücâhid'den bildirir: "Kur'ân'dan nazil olan ilk sûre Alak Sûresi, daha sonra ise Kalem Sûresi'dir."

İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: "Kur'ân'dan ilk olarak beş âyet nazil oldu. Bunlar da: "Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle öğretendir. O, insana bilmediğini öğretendir" âyetleridir."

İbn Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd, Ubeyd b. Umeyr'den bildirir: "Kur'ân'dan nazil olan ilk sûre Alak Sûresi, daha sonra ise Kalem Sûresi'dir."

İbnu'l-Enbârî Mesâhifde Hazret-i Âişe'den bildirir: "Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) Alak Sûresi'nden sonra ilk nazil olan sûreler Kalem, Müddessir ve Duhâ sûreleridir."

Abdurrezzâk ve Abd b. Humeyd, Zührî ile Amr b. Dînar'dan bildirir: "Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Hira mağarasında iken bir melek kendisine üzerinde: "Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle…

Tefsir yükleniyor…