فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْراًۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ
Diyanet İşleri Meâli
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan, "Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver" diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِ
Diyanet İşleri Meâli
İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيُشْهِدُ اللّٰهَ عَلٰى مَا ف۪ي قَلْبِه۪ۙ وَهُوَ اَلَدُّ الْخِصَامِ
Diyanet İşleri Meâli
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْر۪ي نَفْسَهُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ
Diyanet İşleri Meâli
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
Diyanet İşleri Meâli
Hayır, günahkarların yazısı, muhakkak "Siccin"dedir.
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ
Diyanet İşleri Meâli
"Siccin"in ne olduğunu sen ne bileceksin.
كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ
Diyanet İşleri Meâli
O, yazılmış bir kitaptır.
10وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ
11اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ
Diyanet İşleri Meâli
O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ
Diyanet İşleri Meâli
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.
كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet İşleri Meâli
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ
Diyanet İşleri Meâli
Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyun"dadır.
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
"İlliyyun"un ne olduğunu sen ne bileceksin.
كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ
Diyanet İşleri Meâli
O, yazılmış bir kitaptır.
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Ona, Allah'a yakın olanlar şahit olur.
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ
Diyanet İşleri Meâli
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ
Diyanet İşleri Meâli
Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.
خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ
Diyanet İşleri Meâli
O içeceğin katkısı tesnimdir.
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli
Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler.
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.
5فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ
6وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ
7فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ
Diyanet İşleri Meâli
Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
8وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ
9وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ
10فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ
Diyanet İşleri Meâli
Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ
Diyanet İşleri Meâli
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰىۘ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْـكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ
Diyanet İşleri Meâli
Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Diyanet İşleri Meâli
Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.