سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ
(Üç kere tekrarlanır)
Sübhâne Rabbiyel-azîm. (3 kere)
Yüce Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Kaynak: Müslim 772 (sahih hadis).
Hz. Huzeyfe (r.a.) ve Hz. Ukbe İbn Âmir (r.a.) rivayet etti. Hz. Peygamber (s.a.v.) rükûda "Sübhâne Rabbiyel-azîm" diyordu. (Müslim, Salât 772; Ebu Davud, Salât; Tirmizi, Salât)
Hz. Huzeyfe (r.a.) anlatıyor: "Hz. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte namaz kıldım. Rükûya varınca 'Sübhâne Rabbiyel-azîm' dedi." Hz. Ukbe İbn Âmir (r.a.) de benzer rivayette bulundu. Bu zikir, Peygamberimizin rükûdaki sürekli uygulamasıdır ve rükûnun en mühim sünnetlerindendir. Hanefî mezhebine göre rükûda en az üç kere "Sübhâne Rabbiyel-azîm" demek sünnettir.
Rükû, kulun Allah Teâlâ karşısında boyun eğmesinin, O'nun azametini teslim etmesinin en güzel ifadesidir. Kul, rükûda bedeniyle eğilirken diliyle de Rabbi'nin yüceliğini tesbih eder. "Sübhâne Rabbiyel-azîm" ifadesi, "Benim yüce Rabbim her türlü noksanlıktan uzaktır" anlamını taşır. Bu zikir, kulun Allah karşısındaki acziyetini ve Rabbinin azametini aynı anda ifade eden bir tesbihtir.
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde "Kulun Rabbine en yakın hâli secde hâlidir" buyurdu. Rükû da bu yakınlığın ilk adımıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de "Secde et ve yaklaş" (Alak 19) buyruldu; rükû ve secde birlikte zikredildi. Rükûda bu tesbihi söylemek, müminin gündelik hayatında beş vakit boyunca Rabbiyle manevi iletişim kurmasının önemli bir unsurudur.
Yüce Rabbim, Sen her türlü eksiklikten uzaksın. Ben Sana rükû eden, boyun eğen, acizliğini kabul eden bir kulunum. Senin yüceliğini tesbih ederim. Rükûmda huşu ile Sana yöneliyorum. Beni namazımda huşu sahibi kullarından eyle. Senin azametin karşısında eğilmeyi, Sana kulluğun şerefini bana nasip eyle ya Rab. Âmin.