Kevser Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Tefsîr-i Kebîr (Mefâtîhu'l-Gayb)

Fahreddin er-Râzî

KEVSER SÛRESİ

Bu, öç ayet olup, Mekkî'dir.

1

"Şüphesiz Biz sana kevseri verdik".

Kevser Süresindeki İncelik

Bil ki kısa olmasına rağmen bu sûrede şu incelikler yatmaktadır:

Birinci İncelik: Bu sûre, bir önceki sûrenin, mukabili gibidir. Çünkü önceki sûrede, Allahü teâlâ münafıkları şu dört sıfatla anlatmıştır:

a) Cimrilikle... Bu, "Yetimi şiddetle itip kakan, yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen odur" (Mâûn, 2-3) ayetleriyle anlatmıştır.

b) Namazı terketmekle... Bu da, "Onlar namazlarından gafildirler" (Mâûn, 5) ayetiyle anlatılmıştır.

c) Namazda riyakarlık yapma ile... Bu, "Onlar, riya yapanların ta kendileridir" (Mâûn, 6) ayetinin anlattığı husustur.

d) Zekat vermemek... Bu da, "Onlar, mâûnu da vermezler" (Mâûn, 7) ayetiyle anlatılan husustur. Cenâb-ı Hak, Kevser Sûresi'nde ise, o dört sıfatın mukabili olarak şu dört sıfatı zikretmiştir. Cimriliğin karşılığında, "Biz sana kevseri verdik" ayetini getirmiştir ki bu, "Sana çok olan şeyi verdik, o halde sen de çok ver, cimrilik etme" demektir. Namazı terketme karşılığında, "Namaz kıl" ayetine yer vermiştir ki bu, "Namazını hep sürdür" demektir. Namazdaki riyakarlığın karşılığı olarak da, "Rabbin için" ifadesini getirmiştir ki bu da, "Namazı, insanlara gösteriş için değil, Rabbinin razısı için kıl" demektir. Zekatı vermemenin karşılığı olarak da, "Kurban kes" emrini getirmiş ve bununla, kurban olarak kesilen hayvanların etlerini tasadduk etmesini kastetmiştir. Binâenaleyh bu ayetler arasındaki, bu ilginç münasebetlere bir bak. Daha sonra bu sûreyi, "Sana buğzeden yok mu, işte asıl zörriyetsiz olan şüphesiz odur" (Kevser, 3) buyurarak bitirmiştir ki bu, "Bir önceki sûrede bahsi geçen o kötü fiillerin sahibi münafık ölecek, ama dünyada ardında bir eser, bir iz, bir haber bırakamayacaktır. Sana gelince (Ey Muhammed), senin için dünyada güzel ad kalacak, ahirette de bol mükafaat sürüp gidecek" demektir.

İkinci İncelik: Allah'ın yoluna girmiş kimseler için şu üç derece söz konusudur:

Birincisi ve en yükseği, kalbleri ve ruhlarıyla, Allah'ın celal nurlarının içine gömülmeleridir.

İkincisi, taatlar ve bedeni ibadetlerle meşgul olmalarıdır.

Üçüncüsü ise nefislerini, maddi ve düünyevi, şehevi ve leziz şeylere kaymaktan engelleme makamında bulunmalarıdır. İmdi, "Şüphesiz Biz sana kevseri verdik" ayeti, bunlardan birinci dereceye işaret olup, bu da, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in o kudsi ruhunun, diğer beşeri ruhlardan, hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından farklı olmasıdır. Kemmiyet bakımından olana gelince, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in kudsi ruhu, mukaddime bakımından en çok olandır. Keyfiyet bakımından ise, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in ruhunun, o mukaddimelerden, neticeye, diğer ruhlardan daha çabuk geçmesi iledir. O halde, Cenâb-ı Hakk'ın, buyruğuna gelince bu, ikinci dereceye; ise, üçüncü dereceye bir işarettir. Çünkü, insanın nefsini, dünyevi lezzetlerden alıkoyması, onu boğazlaması demektir. Daha sonra Allahü teâlâ, "Sana buğzeden zürriyetsiz olandır" (Kevser, 3) buyurmuştur ki, bu da, "Seni bu maddî ve dünyevî arzuları istemeye davet eden nefis, fanî bir dairedir. Rabbin katında daha hayırlı olan diğer salih amellere gelince, bunlar, hep ebedî-sürekli olan, ruhanî mutluluklar ve Rabbanî bilgilerdir" demektir.

Kevser Sûresi Önceki Sûrelerin Tetimmesi

Şimdi biz, şu andan itibaren tefsire geçebiliriz: Bil ki, Cenâb-ı Hakk'ın, "Şüphesiz Biz sana kevseri verdik" ifadesinde şöyle incelikler yatmaktadır:

Birinci İncelik: Bu sûre, daha önceki sûrelerin, bir tetimmesi, daha sonraki, sûrelerin ise, bir temeli gibidir. Bu sûrenin, kendinden önceki sûrelerin tetimmesi olmasına gelince, bu şöyledir:

a) Duhâ Sûresinin Tetimmesi

Allahü teâlâ, Duhâ Sûresi'ni, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'i medheden ve onun tafsilatlı hallerinden bahseden bir sûre yapmış, bu sûrenin başında, onun peygamberliği ile ilgili olarak, şu üç şeye yer vermiştir: Birincisi, "Rabbin seni terketmedi, darılmadı da..." (Duhâ,3) ayetinin bildirdiği husus; İkincisi, "Elbette ahiret senin için dünyadan hayırlıdır" (Duhâ,4) ayetinin bildirdiği husus; Üçüncüsü de "Muhakkak Rabbin, sana verecek de, hoşnut olacaksın" (Duhâ,5) ayetinin bildirdiği husustur. Cenâb-ı Hak, Duhâ Sûresi'nin, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in dünya ile ilgili olan hallerinden üç halini zikrederek bitirmiştir. Ki bu haller, "O, bir yetim olduğunu bilip de (seni) barındırmadı mı? Seni, gaib olmuş bulup da yolunu doğrultmadı mı? Seni, bir fakir olduğunu bilip de, zengin yapmadı mı?"(Duhâ, 6-8) ayetlerinin ifade ettiği hallerdir.

b) İnşirah Sûresi'nin

Daha sonra Cenâb-ı Hak, İnşirah Sûresi'nde de, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i şu üç şeyle teşrif ettiğini belirtmiştir:

Birincisi, "Senin göğsünü genişletmedik mi?" (inşirah, 1),

İkincisi, "Senden yüknü de attık..."(inşirah,23),

Üçüncüsü de, "Senin namını da yükselttik..."(İnşirah,4) ayetlerinin ifade ettiği hususlardır.

c) Tîn Sûresi'nin

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in Tîn Sûresi'nde de, şu üç şeyle şereflendirmiştir:

Birincisi; Allahü teâlâ, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in doğduğu beldeye yemin etmiştir ki bu, Cenâb-ı Hakk'ın, "Ve şu emin şehre..." çnn,3) ayetinin ifade ettiği husustur;

İkincisi, Cenâb-ı Hak, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in ümmetinin cehennemden kurtuluşunu haber vermiştir ki, bu da, bu sûredekki, 'İman edenler hariç..." (Tin, 6) ayetinin ifade ettiği husustur;

Üçüncüsü de, ümmetinin mükafaat elde edişidir ki, bu da, "Çünkü onlar için kesilmez mükafaat vardır" (Tin, 6) ayetinin beyan ettiği husustur.

d) Alak Sûresi'nin

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'i, Alak Sûresi'nde de, şu üç şey ile şereflendirmiştir:

Birincisi, "Rabbinin adıyla oku..."(Alak, 1) ayetinin ifâde ettiği husus olup, bu, "Rabbinin isminden meded umarak, halka, Kur'ân oku..." demektir.

İkincisi, Cenâb-ı Hakk'ın, Hazret-i Muhammed (sallallahü…

Tefsir yükleniyor…