Nasr Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Tefsîr-i Kebîr (Mefâtîhu'l-Gayb)

Fahreddin er-Râzî

NASR SÛRESİ

Nasr Sûresi, üç ayet olup, Medenî'dir.

1

"Allah'ın yardımı ve fethi gelince...".

Bu ayette bir takım incelikler var:

Allah'ın Yardımı

Birinci İncelik: Allahü teâlâ, "Rabbin sana verecek, sen de razı olacaksın" (Duhâ, 5) ve "Şüphesiz Biz sana Kevser'i verdik" (Kevser, 1) buyurmak suretiyle Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, üstün bir eğitim vadedince, pek yerinde olarak, Allah yardımını hergün biraz daha artırıyordu. Buna göre Hak teâlâ sanki, "Ey Muhammed, niçin kalbin daralıyor, sen peygamber değilken, seni zayi etmedim (yalnız Risaletinin başlangıcında da işi ileriye götürdüm ve o sürü sürü kuşları meleklere çevirdim. "Rabbiniz, beş bin melek göndermek suretiyle size yetmez mi?"(Al-i imran, 125). Şimdi de Ben lütfumu ve nimetimi artırıyor, şöyle diyorum: "Ben bizzat Kendim sana yardım edeceğim. Çünkü Cenâb-ı Hak, "Allah'ın yardımı gelince..." buyurmuştur. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Allah'ım bana verdiğin nimet, ancak doğup-büyüdüğüm Mekke fethedildiği zaman tamam olur deyince, Cenâb-ı Hak, "ve fetih geldiğinde" buyurdu. Derken Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) "Allahım, kavmim oradan çıkarsa, bunun ne tadı kalırki?" deyince, "Sen de insanları, fevc fevc Allah'ın dinine gireceklerini görünce..." (Fetih, 2) buyurdu.

Üç Nimete Karşılık Üç Ödev

Daha sonra Hak teâlâ adeta şöyle demek istedi: "Ey Muhammed, biliyor musun, sen bu üç şerefli nimeti, hangi sebeble elde ettin. Sen onları ancak, önceki sûrede, "Ey kafirler, ben sizin taptıklarınıza tapmam"(Kâfirûn, 1) dediğin için elde ettin. Senin bu sözün, bu üç şeyi ihtiva eder:

a) Sen, Bana, Benim dinime lisanınla destek oldun. Bunun mükafaatı, "Allah'ın nusratı"nm gelmesidir.

b) Sen, kalbinin mekkesini, tevhid ordusuyla fethettin, Biz de sana, Mekkne'nin "feth"ini nasib ettik. Bu, ayetteki "ve fethi gelince" ifadesinden anlaşılan husustur.

c) Sen, iç ve dış bütün uzuvlarını Bana taat ve ibadete sevkettin, Ben de kullarımı, sana taata sevkettim. Bu hususda, "insanlar, fevc fevc Allah'ın dinine girecekler" ifadesinden anlaşılmaktadır. Sen bu üç büyük ve şerefli nimeti elde ettikten sonra, Bana üç çeşit kulluk göster. Çünkü karşılıklı hediyeleşmek, sevgiye sebeb olur. Eğer Ben sana yardım edersem, tesbihatta bulun; fethi nasib edersem, hamdet; kullarım, fevc fevc müslüman olunca da, istiğfarda bulun." Cenâb-ı Hak, yardımına karşılık, tesbih edilmesini koymuştur. Çünkü tesbih, O'nu, mahlukata benzemekten uzak ve beri olduğunu söylemektir.

Yani, sen, Allah'ın sana yardım ettiğini görürsen, bu yardıma müstehak olduğun için, yardıma erdiğin zannına kapılma; aksine Cenâb-ı Hakk'ın, mahlukattan hiç kimsenin O'ndan herhangi bir alacağı bulunmsından münezzeh olduğuna inan. Cenâb-ı Hak, Mekke'nin fethine mukabil, Kendisine "hamd" edilmesi, mükellefiyetini getirmiştir. Çünkü nimetlere ancak hamd ile karşılık verilir. Derken Hak teâlâ, insanların hak dine bölük bölük girişlerine karşılık da, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in istiğfarda bulunması, mükellefiyetini getirmiştir. Bu da Hak teâlâ'nın, "Günahına erkek ve kadın mü'minler için istiğfar et" (Muhammed, 19) ayetinden kastedilen husustur. Bu, "Tarafların çok olması, kalbi, malum ve itibar sevgisi ve lezzetiyle meşgul eden şeylerdendir. Binâenaleyh işte bu kadarcık (meşguliyet) günahın için, İstiğfarda bulun. Ayrıca sana tabi olanların günahları için de mağfiret talebinde bulun. Çünkü onlar sayıca çok olunca, günahları da çok olur. Dolayısıyla senin kendileri için istiğfar etroene ihtiyaçları da o nisbette çok ve ileri olur.

Allah'a Teslim Olana O Yeter

İkinci İncelik: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), "Ey kafirler... "(Kâfirûn, 1) demek suretiyle, kendisinin küfürden beri olduğunu bildirip onların kötü hareketlerini yüzlerine vurunca, bazılarından sanki korkmuş da, bu sertliği biraz yumuşatarak, Sizin dininiz size, benim dinim bana" (Kâfirûn, 6) deyince, kendisine, "Ey Muhammed, korkma. Ben, seni yardım ve desteğe doğru göndermem; aksine yardım ve desteğimi sana getiririm" denilmiştir. Çünkü Hak teâlâ, "Allah'ın yardımı ... gelince..." buyurmuştur. Bunun bir benzeri de, ... "Yeryüzü benim için dürüldü (kısaltıldı)" hadis-i şerifidir. Yani, "Sen bir yere doğru gitme; çünkü orası sana gelir" demektir. Eğer durup, beklemekten usandın da, hicreti İstiyorsan, bil ki senin gibiler ancak, "Kâ'be kavseyn'e"(Necm,9) kadar giderler. "Kulunu geceleyin yürüten (mirac'a çıkaran) zatı tahsis ve tenzih ederim" (İsra, 1). Aksine Ben, dahasını da yapar ve ümmitinin fakirlerini, zenginlerine tercih ederim. Böylece ümmetinin zenginlerine, ahirette binekleri olsun diye, kurban kesmelerini emrederim. Fakirler bineksiz kalınca da, cenneti onlara doğru getiririm. Çünkü, "Cennet müttakilere yaklaştırılır" (Şuarâ, 90).

Dünyayı Değerlendirirken Realist Olmak

Üçüncü İncelik: Hak teâlâ sanki şöyle demek istemiştir: "Ey Muhammed, dünyanın bulanıklığı berraklaşmaz-durulmaz. Keza sıkıntıları ve nimetleri de sonludur. Binâenaleyh sana "kevser"in verilmesi ile ferahladın. Dolayısıyla o ahmakların (kafirlerin) gösterdiği ahmaklığın sıkıntısına katlan. Çünkü onlar, "Senin ilahına tapmamız için, senin de bizim ilahlarımıza tapman fazım" demişlerdir. Binâenaleyh Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onlardan uzaklaşıp, onlar yüzünden morali bozulunca, Cenâb-ı Hak, "Seni müjdelerim. Çünkü Allah'ın yardımı geldi" demiştir. Dolayısıyla o, bu müjdeli ayınca, "Göç göç" (yani, "Artık gitme zamanı") demeye başladı. Sen, kemalden sonra, mutlaka bir zevalin olacağını bilmez misin? O halde ey insan, Allah'dan mağfiret talebinde bulun. İlk bahardaki açlıktan ötürü üzülme, zira onun peşinden sonbaharın zenginliği gelmektedir. Sonbahann zenginliği ile de şımarma, çünkü onun peşinden de kışın sıkıntıları gelmektedir. Dolayısıyla artık şansı tamamlanmış olan için, dahası olmaz. Şairin şu sözü de bu manadadır: "Bir iş tamamlanınca, artık noksanlığı yaklaşır. "Tamamlandı" denildiğinde, artık bir zeval beklemeye…

Tefsir yükleniyor…