Talak Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Tefsîr-i Kebîr (Mefâtîhu'l-Gayb)
Fahreddin er-Râzî
TALAK SURESİ
Bu sûre, on iki ayet olup, Medenî'dir.
Talak Usûlü
1
"Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit, iddetlerine doğru boşaym. O iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'dan korkun, onları, evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasmlar. Apaçık bir kötülük yapmış olmaları müstesna... Bunlar, Allah'ın sınırları (kanunlarıdır). Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendisine zulmetmiş olur. Bilemezsin belki Allah bunun arkasından, bir başka durum peydah ediverir".
Önceki Sûre İle Münasebet
Bu sürenin, Önceki sûreyle münasebeti şudur: Allahü teâlâ, o sûrenin başında, "Mülk O'nun, Hamd O'na aittir ve O herşeye kadirdir" buyurmuştur. Mülk, nizamının sağlanacağı bir şekilde üzerinde tasarruf edilmeye muhtaçtır. Hamd de, bu tasarrufun, üzerlerinde tasarruf edilenler için, âdilâne ve lütufkârane yapılmasına ve böyle bir tasarruftan men edeceklerin üstesinden gelinebilmesine muhtaçtır. Bu sûredi ilgili hükümlerin anlatılması, işte hakkında herhangi bir düşünceye dalmaya ihtiyaç bırakmayacak bir biçimde, bütün bu hususlara muhtaç olunacağını kapsamaktadır. Binâenaleyh işte bu yönden, bu sûrenin, geçen sûre ile alâka ve irtibatı vardır.
Bu sûrenin başı ile o sûrenin sonu arasındaki ilgi ve münasebet de şöyledir: Allahü teâlâ, o sûrenin sonunda, "gaybı ve aşikârı bilen" ifadesiyle, ilminin mükemmelliğine, bu sûrenin başında da, kadınların yararına olan ve boşanmalarıyla ilgili hükümleri mükemmel bir biçimde bildiğine temas etmiş, böylece o küllî (genel) ifadelerini, bu cüz'î (Özel) konularla adeta açıklamıştır.
Nüzul Sebebi
Cenâb-ı Hakk, "Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur. Enes (radıyallahü anh)'dan şu rivayet edilmiştir: "Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Hazret-i Hafsa (radıyallahü anh)'yı boşadı. O da ailesine gitti. Bu ayet işte bunun üzerine nazil oldu. Şöyle de denmiştir: "O, çok namaz kılıp, çok oruç tutan bir hanım olduğundan Hazret-i Peygamber onu tekrar nikahlamıştır." Binâenaleyh Hazret-i Hafsa (radıyallahü anh)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu boşadığı zaman, Allahü teâlâ işbu "kendileri de (evlerinden) çıkmasınlar" ayetini inzal etti."
Kelbî "Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Hazret-i Hafsa (radıyallahü anh)'ya bir sır söyledi. O da onu, Hazret-i Aişe (radıyallahü anh)'ye anlattığı için, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) öfkelenip, Hazret-i Hafsa (radıyallahü anh)'yı boşadı. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu" demiştir.
Süddi ise, bu ayetin hanımını hayızlı iken boşadığı için, Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) hakkında nazil olduğunu söylemiştir ki bu hadise meşhurdur. Mukâtil de şöyle der "Bir takım kimseler de, Abdullah b. Ömer'in yaptığını yaptılar. Bunlar, Amr b. Sa'îd b. el-As ve Utbe b. Gazvân'dır. İşte bu ayet, bunlar hakkında nazil oldu."
Ayetin Muhatabı
Hak teâlâ'nın hitabı hakkında şu iki izah yapılabilir:
a) Cenâb-ı Hakk, peygamberine nida etmiş, sonra da, önderleri olduğu için, onur ümmetine hitaben, "Kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur. Binâenaleyh Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, çoğul sigasıyla hitab edildiğinde, ümmeti, bu hitabın içine dahi olur. Ebû İshâk şöyle der: "Bu hitab, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'edir. Mü'minler de bı hitabın muhtevasına dahildirler."
b) Ayetin takdirî manası, "Ey Peygamber, ümmetine, "Hanımlarınız boşayacağınız vakit, şöyle şöyle yapın" de" şeklindedir. Buna göre, ayette, mukadder bir (de) kelimesi var. Ferrâ ise "Cenâb-ı Hak, hitabı sadece Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e yapmış, ama hükmü herkese teşmil etmiştir. Nitekim sen, aslında gruba hitap kasdıyla muayyen bir şahsa: "Yazıklar olsun. Allah'dan korkup-utanmaz mısınız ki, sen ona ve onun ehl-i beytine gidiyorsun" dersin. "Boşayacağınız vakit" ifades "boşamak istediğiniz zaman" demek olup, tıpkı, "Namaza kalktığınızda" (Maide, 6) ayeti gibi olup bu, "Namaz kılmak istediğinizde..." demektir. Bu husustaki izah daha önce geçmişti.
Sünnî Talak
Cenâb-ı Hak, "Iddetlerine doğru boşayın" buyurmuştur. Abdullah (b. Mes'ûd) (radıyallahü anh) şöyle der: "Bir kimse hanımını boşamak istediğinde, onu içinde onunla cinsî münasebette bulunmadığı bir temizlik döneminde boşardı." Bu Mücâhidin de görüşüdür. İkrime, Mukâtil ve Hasan el-Basrî de "Allahü teâlâ kocalara, hanımlarını boşamak istediklerinde, İçinde cinsî münasebette bulunmadıkları bir temizlik dönemi içinde boşamalarını emretmiştir. Bu, Hak teâlâ'nın "iddetlenne doğru" buyruğundan anlaşılmaktadır. İfade, "iddet zamanları doğru demektir. Bu zaman da, ümmetin icmâı ile, kadınının temizlik dönemidir"
İddet Şekilleri
Ayetteki "iddetlerine doğru" ifadesine, "iddetlerini ortaya koymak için..." manası da verilmiştir. Bir gurup müfessir yine, "iddetlerine doğru boşamak", kadını, temiz olduğu dönemde cima etmeksizin boşamaktır" demiştir. Velhasıl temizlik döneminde boşamak gereklidir. Aksi halde yapılan boşama, "sünnî" (sünnete uygun) talak olmaz. Sünnî talak ise, ancak hayızdan kesilmiş ve hamile olmayan fakat, kendisi ile cinsî münasebette bulunulmuş, balığa (akıl-baliğ) kadınlar için düşünülebilir.
Küçük olan, cinsî münasebette bulunulmamış olup, hayızdan kesilmiş ve hamile kadınlar için, ne "sünnî" ne de "bid'i" (bidata uygun) talak olmaz. Bunlar, iddetlerini "kur' " (hayız-temizlik) dönemlerine göre beklemezler. Çünkü talakın sayısında, Şâfiî mezhebine göre, sünnet ve bidat diye birşey yoktur. Hatta bir kimse hanımını bir temizlik döneminde üç talakla boşasa, bu "bid'i" olmaz.
Fakat Iraklılar (Hanefîler) bu görüşte değildirler. Çünkü onlar, "Talakın (boşamanın) sayısında sünnet olanın, kişinin, her bir temizlik döneminde, ayrı bir talak vermesidir" demişlerdir. "Nazm" sahibi de, ayetteki "iddetlerine doğru boşayın" ifadesinin, talakın sıfatı olduğunu söyleyerek der ki: "Bu nasıl böyle olmasın. Çünkü lâm, şöyle çeşitli manalara gelir:
Lâm'ın Manaları
1) İzafet için...Bu, lâm harf-i cerrinin asıl manasıdır.
2)…