Fatiha Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

KURTUBÎ TEFSİRİ:

el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân

Ebû Abdillah Muhammed b. Ahmed, Endelüsî

Mâlikî (ö. 671 /1272)

FÂTİHA SÛRESİ

(Mekke'de Nazil Olmuştur. 7 Âyettir.)

Sûrenin Fâziletleri ve İsimleri

Buna dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız:

1- Sûrenin Fazileti:

Tirmizî'nin Ubey b. Ka'b'dan rivâyetine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah Tevrat'ta da İncil'de de Ümmü'l-Kur'ân (Kur'ân'ın anası olan Fâtiha sûresi) gibisini indirmemiştir. es-Seb'ul-Mesânî odur. Yüce Allah da buyuruyor ki o, benim ile kulum arasında ikiye pay edilmiştir. Kuluma da istediği verilecektir."

Tirmizî, Tefsir 15. sûre 4. hadis

İmâm Mâlik de el-A'la b. Abdurrahmân b. Yakub'dan şunu rivâyet etmektedir: Abdullah b. Amir b. Keriz'in azatlısı Ebû Said'in kendisine haber verdiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmakta olan Ubey b. Ka'b'a seslenmiştir... dedi ve hadisin geri kalan kısmını zikretti.

Muvatta’', Salât 37.

İbn Abdi’l-Berr der ki: Ebû Said'in ismi tesbit edilememektedir. Medineliler arasında sayılır. Ebû Hüreyre'den rivâyeti ve bu hadisi mürseldir. Yine bu Hadîs-i şerîf Ebû Said b. el-Mualla'dan da rivâyet edilmiştir. Bu ashab-ı kiramdan birisi olup yine adının ne olduğu tesbit edilememiştir. Bu hadisi Ebû Said'den Hafs b. Âsım ve Ubeyd b. Huneyn rivâyet etmişlerdir.

Derim ki: Aynı şekilde et-Temhid'de de: "Onun ismi tesbit edilememektedir" demiştir. Ayrıca es-Sahabe, el-İstîâb fi Ma'rifeti'l-Ashâb adlı eserinde de ismiyle ilgili görüş ayrılıklarını sözkonusu etmektedir. Bu Hadîs-i şerîfi Buhârî de Ebû Said el-Mualla'dan rivâyet etmiştir.

Ebû Said, dedi ki: Mescidde namaz kılıyordum. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni çağırdı, ancak ben onun çağrısına cevap vermedim. (Daha sonra): Ey Allah'ın rasülü namaz kılıyordum, dedim (ve mazaretimi beyan ettim). Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu:

"Yüce Allah:

"Sizi çağırdığı zaman Allah'ın ve Rasûlünün çağrısına uyun" (el-Enfal, 8/24) diye buyurmuyor mu?" Daha sonra şöyle devam etti: "Şüphesiz ben mescidden çıkmadan önce Kur'ân-ı Kerîm'deki en büyük sûreyi sana öğreteceğim." Sonra elimden tuttu. Mescidden çıkmak istediğini görünce ona şöyle dedim: Bana Kur'ân-ı Kerîm'deki en büyük sûreyi öğreteceğini söylememiş miydin? Şöyle buyurdu: "O: El-hamdülillahi rabbi'l âlemîndir. es-Seb'u’l-Mesânî ve bana verilen Kur'ân-ı azîm odur. "

Buhârî, Tefsir, 1. sûre 1.

İbn Abdi’l-Berr ve başkaları şöyle demektedir: Ebû Said b. el-Mualla ensarın en değerlilerinden ve ileri gelen efendilerindendir. Bunu sadece Buhârî rivâyet etmiştir. İsmi Rafı'dir. Adının el-Haris b. Nufey' b. el-Mualla veya Evs b. el-Mualla olduğu da yahut Ebû Said b. Evs b. el-Mualla olduğu da söylenir. Altmış dört yaşında ve yetmişdört hicri yılında vefat etmiştir. Kıblenin değiştirildiği sırada Kabe'ye doğru ilk namaz kılan kişi odur. İleride gelecektir.

Baş tarafta kaydettiğimiz Ubey b. Ka'b'ın rivâyet ettiği hadisi tam bir senedi ile Yezid b. Zurey' kaydederek şöyle demiştir: Bize Ravh b. el-Kasım, el-Ala b. Abdurrahmân'dan, o babasından o da Ebû Hüreyre'den rivâyetle dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmakta olan Ubeyy b. Ka'b'ın yanına çıktı... Daha sonra hadisin geri kalan kısmını aynı manada zikretti.

İbnu'l-Enbârî de "Kitabu'r-Red" adlı eserinde şunu söylemektedir: Bana babam anlattı, bana Ebû Ubeydullah el-Verrak anlattı, bize Ebû Dâvûd anlattı, bize Şeyban, Mansur'dan o Mücâhid'den anlatarak dedi ki: Şüphesiz İblis (Allah'ın laneti üzerine olsun) dört defa sarsıla sarsıla inlemiştir. Lanete uğradığı zaman, cennetten indirildiği zaman, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) peygamber olarak gönderildiği zaman ve Fâtihatü'l-kitab indirildiği zaman. Ve o sûre Medine'de indirildi.

2- Sûreler, Âyetler ve Allah'ın Güzel İsimleri Arasında Fazilet Farkı:

İlim adamları bazı sûre ve âyetlerin diğer bir kısmından, yüce Allah'ın güzel isimlerinden bazısının diğer bazısından üstün olup olmadığı hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Kimisi, şöyle der: Bir kısmının diğer bir kısmına üstünlüğü yoktur. Çünkü hepsi Allah'ın kelamıdır. İsimleri de böyledir. Birinin diğerine üstün olması sözkonusu değildir. eş-Şeyh Ebû'l-Hasan el-Eş'ari, Kadi Ebû Bekir b. et-Tayyib, Ebû Hakim Muhammed b. Hibban el-Bustî ve fakihlerden bir grup bu kanaattedir. İmâm Mâlik'ten de bu anlamda bir rivâyet gelmiştir. Yahya b. Yahya der ki: Kur'ân'ın bir kısmının diğer kısmına üstün olduğunu kabul etmek yanlışlıktır. Aynı şekilde İmâm Mâlik de sadece bir sûrenin defalarca tekrarlanıp durmasını (diğerlerinin okunmamasını) mekruh görmüştür. (Yahya b. Yahya) İmâm Mâlik'ten yüce Allah'ın:

"Ondan daha hayırlısını... getirmedikçe." (el-Bakara, 2/106) âyeti hakkında şöyle demiştir: Yani nesh edilen âyet yerine muhkem bir âyet getiririz, demektir.

İbn Kinane de bütün bu kanaatlerin benzerini İmâm Mâlik'ten rivâyet etmiş bulunuyor. Bu görüşü savunanlar, şu şekilde delil getirirler: Birşeyin daha üstün olması kendisinden üstün olanın eksikliği izlenimini verir. Halbuki bunların hepsi özleri itibariyle birdir. Bu da Allah'ın kelamı olmaktır. Yüce Allah'ın kelamında ise eksiklik sözkonusu olmaz.

el-Busti der ki: Hazret-i Peygamber'in:

"Tevrat'ta da İncil'de de Ümmü'l-Kur'ân gibisi yoktur" âyetinin anlamı şudur: Şanı yüce Allah; Tevrat ve İncil'i okuyan kimseye Ümmü'l-Kur'ân'ı okuyan kişiye verdiği sevabın benzerini vermez. Çünkü yüce Allah kendi lütfü ve fazl-u keremiyle bu ümmeti diğer ümmetlerden üstün kılmış ve bu ümmete kendi yüce kelamını okuması karşılığında diğer ümmetlere kendi kelamını okuması karşılığında verdiği lütuf ve faziletten fazlasını vermiştir. Bu da Allah'ın bu ümmete bir lütfudur.

Yine el-Busti der ki: Hazret-i Peygamber'in: "En büyük sûre" ifadesi ile kastettiği ecir itibariyle en büyük sûredir. Yoksa Kur'ân-ı Kerîm'in bir kısmının bir diğer kısmından üstün olduğu anlamına gelmez.

Kimi ilim adamları da aralarında üstünlük ve fazilet bakımından farklılık olduğu görüşündedir. Yüce Allah'ın:

"Hepinizin ilahı tek…

Tefsir yükleniyor…