Cin Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

CİNN SÛRESİ

Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile

Mekke'de indiği icma ime kabul edilmiştir. Yirmisekiz âyettir

1

De ki: "Bana şu vahyolundu: Cinlerden bir topluluk (beni) dinlediler ve dediler ki: Gerçekten biz, (dinleyeni) hayrete düşüren bir Kur'ân dinledik.

Bu âyete dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız:

1- Peygamber Efendimizin Kur'ân Okumasını Dinleyen Cinler:

"De ki: Bana şu vahyolundu"

âyeti şu demektir: Ey Muhammed! Ümmetine de ki: Allah, bana Cebrâîl vasıtası ile şunu vahyetti: Cinlerden bir topluluk beni dinlediler.

Yüce Allah, bu hususu vahiy ile kendisine bildirmeden önce Peygamber bunu bitmiyordu. İleride geleceği üzere İbn Abbâs ve başkalarının görüşü budur.

"Vahyolundu"

anlamındaki lâfzı, İbn Ebi Able asla uygun olarak şeklinde okumuştur. Ona vahyetti" denilir. Burada "vav" hemzeye kalbedilmiş bulunmaktadır. Yüce Allah'ın: "Peygamberlerin belirli vakitleri geldiği zaman" (el-Mürselat, 77/11) âyeti da bu kabildendir. Bu tür okuyuşlar ötreli olan her "vav'da mutlak olarak câiz olan kalb ("vav"ı hemzeye dönüştürmek) türlerindendir. el-Mâzinî de kesrcli olanlarda bunu mutlak olarak böyle okumuştur. Kuşak ve yastık" (kelimelerinde "vav"ın hemzeye kalbedilmesi ile; "Kardeşinin yükü" (Yusuf, 12/76) ve benzer lâfızlarda olduğu gibi.

2- Peygamber Kur'ân'ı Dinleyen Cinleri Gördü mü ve Nüzul Sebebi:

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın bu cinleri görüp görmediği hususunda görüş ayrılığı vardır. Kur'ân'ın zahiri onun kendilerini görmediğine delil teşkil etmektedir. Çünkü yüce Allah burada:

"Dinlediler"

âyeti ile yine yüce Allah'ın:

"Hatırla ki cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlesinler diye sana yöneltmiş idik" (el-Ahkaf, 46/29) âyeti bunu gerektirmektedir.

Müslim'in Sahihinde ve Tirmizî'de yer alan rivâyete göre; İbn Abbâs şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cinlere karşı Kur'ân okumadığı gibi, onları görmedi de. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabından bir grub ile birlikte Ukâz panayırına doğru yola koyuldular. O sırada şeytanların semadan haber almaları engellenmiş, üzerlerine yalın alevli ateşler de gönderilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine şeytanlar (herhangi bir haber alamamış olarak) kavimlerine geri döndüklerinde onlara: Bu durumunuz ne? diye sordular. Onlar semadan haber almamız engellendi, üzerimize yalın alevli ateşler salındı, dediler. Bu sefer: Bu, ancak meydana gelmiş bir olay sebebiyle olabilir. Haydi yeryüzünün doğularına, batılarına dağılınız, dolaşınız. Semadan haber almamıza engel teşkil eden bu olayın ne olduğuna bir bakınız.

Bunun üzerine, yeryüzünün doğularına, batılarına yayıldılar. Tihâme taraflarına doğru gitmiş olan topluluk -Peygamber Nahle taraflarında iken kaz panayırına doğru yöneldiler. O sırada Peygamber ashabı ile birlikte sabah namazını kılıyordu. Kur'ân sesini duyunca ona kulak verdiler ve: İşte semadan haber almamızı engelleyen budur, diyerek kavimlerine geri döndüler ve; Ey kavmimiz:

"Gerçekten bizi hayrete düşüren bir Kur'ân dinledik. O doğruya götürüyor. Bundan ötürü biz de ona Îman ettik. Rabbimize hiçbir kimseyi asla ortak tutmayacağız" dediler. Bunun üzerine yüce Allah, Peygamberi Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'a:

"De ki: Bana şu vahyolundu. Cinlerden bir topluluk beni dinlediler..." âyetlerini indirdi. Müslim, I, 331; Buhârî, IV, 1H73

Bu hadisi Tirmizi, İbn Abbâs'tan rivâyet etmiş olup, İbn Abbâs: Cinlerin kendi kavimlerine:

"Allah'ın kulu, ona ibadet etmek için kalktığı zaman neredeyse etrafında bir keçe gibi olacaklardı" (el-Cin, 70/19) demeleri ile ilgili olarak şöyle demiştir: Onlar kendisinin namaz kıldığını, ashabının da ona uyarak namaz kıldıklarını, secdeye varırken onunla birlikte secdeye vardıklarını görünce, ashabının ona bu derece itaat etmelerinden hayret ettiler ve kavimlerine şöyle dediler: "Allah'ın kulu ona ibadet etmek için kalktığı zaman neredeyse etrafında bir keçe gibi olacaklardı." (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir, Tirmizi, V, 426; Müsned, I, 270

Bu Hadîs-i şerîfte Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın, cinleri görmediğine fakat onların huzurunda bulunduklarına, onun Kur’ân okumasını dinlediklerine delil vardır. Yine bu Hadîs-i şerîfte, yalın alevli ateşle, şeytanlara atış yapılması sebebiyle bu işin sebebini araştırmak üzere yola koyulduklarında, cinlerin de şeytanlarla birlikte olduklarına ve yalın alevli ateşle taşlananların cinlerden olduklarına delil vardır. Onlara şeytanlar denilmesi yüce Allah'ın:

"İns ve cin şeytanları..."

(el-En'âm, 6/112) âyetine benzemektedir. Çünkü Allah'a itaatin dışına çıkan, O'nun emirlerine baş kaldırıp, isyankâr olan herkes "şeytandır.

Yine Tirmizi'de İbn Abbâs'tan şöyle dediği zikredilmektedir: Cinler vahyi dinlemek üzere semaya doğru yükselirlerdi. Bir söz duydular mı ona dokuz daha katıyorlardı. Duydukları tek kelime gerçek olarak ortaya çıkardı. Buna kattıkları diğer sözler ise bâtıl idi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Peygamber olarak gönderilince (semaya yakın) oturdukları yerlere ulaşmaları engellendi. Bu durumu İblis'e aktardılar. Bundan önce yıldızlar atış taneleri olarak kullanılmıyordu. İblis onlara: Bu iş ancak yeryüzünde meydana gelmiş önemli bir olay dolayısıyla olabilir, dedi. Bu sebepten askerlerini saldı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın iki dağın arasında -zannederim Mekke'deki (iki dağın arasında) dedi- namaz kılmakta olduğunu gördüler. İblise gidip onu durumdan haberdar ettiler, o da şöyle dedi: İşte yeryüzünde meydana gelmiş olan büyük olay budur. (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Tirmizi, V, 427; Taberanî, el-Mu'cemu'l-Kebir, XII, 46

Bu hadis, şeytanların yıldızlarla taşlanıp, kovalandıkları gibi, cinlerin de taşlanıp, kovalandıklarına delil teşkil etmektedir.

es-Süddî'nin rivâyetinde denildiğine göre; onlar alevli ateşlerle taşlanıp, kovalanınca îblis'e varıp, onu başlarına gelen bu olaydan haberdar ettiler. İblis onlara şöyle dedi: Herbir taraftan bana bir avuç toprak getirin, onu koklayacağım. Ona toprak getirdiler, o da o…

Tefsir yükleniyor…