Mümtehine Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

MÜMTEHINE SÛRESİ

Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile

Medine'de indiği ittifakla kabul edilmiştir. Onüç âyettir.

- "Ha" harfi kesreli olarak- "el-Mumtehine" el-muhtebira (sınayan) demektir. Fiil mecazen ona izafe edilmiştir. Nitekim Berae (et-Tevbe) Sûresi'ne el-Muba'sira ve el-Fâdiha isimlerinin verilmesi de münafıkların ayıplarını açığa çıkardığındandır.

Bu sûrenin adının "ha" harfi üstün olarak "el-Mümtehane" olduğunu kabul edenler de bunu sûrenin, hakkında nazil olduğu kadına izafe etmiş olur ki; bu kadın da Ukbe b. Ebi Muayt'ın kızı Um Külsûm'dur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"... Onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilendir."

(el-Mümtehine, 60/10) Bu hanım Abdurrahman b. Avf'ın hanımı idi. Abdurrahman'ın oğlu İbrahim bu kadından doğmadır.

1

Ey îman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları -kendilerine sevgi ile (haber) ulaştırarak ve onlar size gelmiş olan hakkı İnkâr etmişken- veliler edinmeyin. Onlar Rabbiniz olan Allah'a îman ettiniz diye Peygamberi de, sizi de (yurdunuzdan) çıkarmışlardır. Eğer siz, yolumda cihad etmek ve rızamı aramak için çıkmış iseniz, onlara gizlice (nasıl) sevgi beslersiniz. Ben ise gizlediğinizi de, açıkladığınızı da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa, şüphesiz yolun ta ortasında sapmış olur.

Yüce Allah'ın:

"Ey îman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları... veliler edinmeyin" âyetinde ki: "Edindi" fiili iki mef'ûle geçiş yapmıştır. Bu iki mef ûl

"sizin de düşmanınız"

ile

"veliler"

anlamındaki lâfızlardır.

"Düşman"

lâfzı, "Düşmanlık etti" fiilinden fe'ûl vezninde bir isimdir. "Affetti" fiilinden "afuvv; çokça affeden" isminin yapılması gibi. Mastar vezninde oluşundan dolayı tekil hakkında nasıl kullanılır ise, çoğul hakkında da öylece kullanılmıştır.

Bu âyete dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız:

1- Âyetin Nüzul Sebebi:

"Ey îman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları ... veliler edinmeyin"

âyeti ile ilgili olarak hadis İmâmları -lâfız Müslim'in olmak üzere- Ali (radıyallahü anh)'dan şöyle dediğini rivâyet etmektedirler: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni, ez-Zübeyr'i ve el-Mikdad'ı göndererek: "Ravdalu ilâh denilen yere gidiniz. Orada beraberinde bir mektub bulunan Hevdecie bir kadın bulacaksınız, o mektubu ondan alınız" diye buyurdu.

Bunun üzerine yola koyulup atlarımızı koşturduk. Kadını buluverdik, ona: Mektubu çıkar, dedik. Beraberimde mektub diye bir şey yok, dedi. Biz: Ya mektubu çıkartırsın veya elbiselerini çıkartırsın dedik. Bu sefer o mektubu saçının örükleri arasından çıkardı, Biz de mektubu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a getirdik. Mektubta: "Hâtıb b. Ebi Beltaa'dan..." diye başlıyor ve Mekkelilerden birtakım müşriklere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın bazı durumlarını haber veriyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):

"Ey Hatıb bu da ne?" diye sordu. Hatıb: Acele elme ey Allah'ın Rasûlü, dedi. Ben Kureyş'e sonradan yamanmış bir kişi idim. -Süfyan dedi ki: Hatıb Kureyşlilerle antlaşmalı birisi idi. Bizzat Kureyşlilerden değildi.- Seninle birlikte bulunan muhacirlerin kendileri vasıtasıyla ailelerini koruyacakları akrabalık bağları vardır. Benim onlar ile böyle bir neseb bağım olmadığından ötürü, kendisi sebebiyle yakınlarımı himaye edecekleri bir iyilikte bulunmak istedim onlara. Ben bu işi ne kâfir olduğum, ne dinimden döndüğüm, ne de müslüman olduktan sonra küfre rıza gösterdiğim için yaptım. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Doğru söyledi" diye buyurdu. Ömer: Ey Allah'ın Rasûlü! Beni bırakta şu münafığın boynunu vurayım, dedi. Peygamber: "O Bedir'e katılmış bir kimsedir, Allah'ın Bedir'e katılanlara muttali olarak: İstediğinizi yapınız, ben size mağfiret buyurdum demediğini nereden bilebilirsin ki?" dedi. Bunun üzerine yüce Allah:

"Ey Îman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları... veliler edinmeyin"

âyetini indirdi Müslim, IV, 1941: Buhârî, III, 1095, IV. 1463. 1557. 1K55: V. 2J09; Tirmizi, V, 40y; Ebû Dâvûd, 111, 17; Müsned, I, 79, 105

Mektubu götüren kadının Kureyş'in mevlalarından Sara adında olduğu söylenmiştir. Mektupta şunlar yazılıydı: "İmdi! Şüphesiz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) size sel gibi akan, geceyi andıran (çok kalabalık) bir ordu ile üzerinize yönelmiş bulunuyor. Allah'a yemin ederim ki eğer üzerinize tek başına kendisi dahi gelecek olsa, Allah size karşı ona zafer verecek ve sizin hakkınızda ona verdiği sözünü gerçekleştirecektir. Çünkü Allah onun gerçek dostu ve yardımcısıdır... Bu (muhtevayı) bazı müfessirler zikretmiş bulunmaktadır."

el-Kuşeyri ve es-Sa'lebi'nin belirttiklerine göre Hâtıb b. Ebi Beltaa Yemenli birisi idi. Onun Mekke'de ez-Züreyr b. el-Avvâm'ın mensubu olduğu Esed b. Abdu'l-Uzzaoğulları ile bir kardeşlik antlaşması vardı. ez-Zubeyr b. el-Avvâm'ın kendisi ile antlaşmalı olduğu da söylenmiştir. Ebû Amr b. Sııyfî b. Hişam b. Abdi Menafin azadlısı olan Sara, Mekke'den geldiğinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) da Mekke'ye fetih hazırlıkları içerisinde idi. Bu gelişinin Hudeybiye antlaşmasının barış döneminde olduğu da -söylenmiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona:

"Ey Sara, sen hicret edici olarak mı geldin" diye sordu. Sara: Hayır dedi. Bu sefer: "Peki müslüman olarak mı geldin?"

diye sordu. Sara yine:

Hayır dedi. Bu sefer:

"Peki geliş sebebin ne?" diye sorunca, şu cevabi verdi: Akraba, efendiler, asıl yakınlar ve aşiret sizlerdiniz. Efendiler (mevlalar) gitti -yani Bedirde öldürüldüler,- Şimdi de çok ileri derecede ihtiyaç içindeyim. Bana bir şeyler veresiniz ve beni giydiresiniz diye yanınıza geldim. Peygamber: "Mekkelilerin gençleri ile aran nasıl?" diye sordu. Sara şarkıcı bir kadın idi, şu cevabı verdi: Bedir vakasından sonra benden hiçbir şey istenmedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Abdu'l-Muttaliboğulları ile Muttaliboğullarını ona bir şeyler vermeye teşvik etti. Ona elbiseler verdiler, bağışlarda bulundular ve ona binek verdiler. O da Mekke'ye gitmek üzere…

Tefsir yükleniyor…