Felak Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)
Ebû Abdullah el-Kurtubî
FELÂK SÛRESİ
Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile
el-Hasen, İkrime, Atâ ve Cabir'in görüşüne göre; Mekke'de inmiştir. İbn Abbâs'ın iki görüşünden birisine ve Katade'ye göre Medine'de inmiştir. Beş âyettir.
İleride de geleceği üzere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yahudiler kendisine büyü yapınca bu sûre, Nas Sûresi ve îhlâs Sûresi ile teavvüz etmiştir (bunları okuyarak Allah'a sığınmıştır.)
Denildiğine göre Muavizeteyn (Felak ve Nas) sûrelerine "el-mukaşkişetani" denilirdi. Yani bunlar münafıklıktan kurtaran, şifaya kavuşturanlar demektir. Bu açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır,
İbn Mes’ûd'un iddiasına göre ise bunlar Peygamberimizin kendileriyle istiaze ettiği bir duadır, bunlar Kur'ân'dan sûreler değildir. O böylelikle ashab-ı kiramın ve Ehl-i Beytin icmaına muhalefet etmiş olmaktadır.
İbn Kuteybe dedi ki: Abdullah b. Mesud Muavizeteyn sûrelerini mushafına yazmamıştır. Çünkü o Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın Hasan ile Hüseyin'i -Allah her ikisinden de razı olsun- bunları okuyarak Allah'a ısmarladığını duyuyordu. Bu sebebten bu iki sûrenin (Peygamber efendimizin dualarından birisi olan): " Herbir şeytandan ve herbir zehirli haşereden, kötülük veren herbir gözden Allah'ın eksiksiz kelimelerine sizleri sığındırırım" Buhârî, III, 1233; İbn Hibban, Sahih, III, 291, 291; Ebû Davud, IV, 23î; Müsned, 1, 256, 270. konumunda olduklarını kabul etmiştir.
Ebû Bekr el-Enbari dedi ki: Ancak İbn Kuteybe'nin bu görüşü merduttur. Çünkü bu iki sûre âlemlerin Rabbinin bütün yaratıkları aciz bırakan mu'ciz kelamındandır. Buna karşılık "...Allah'ın eksiksiz kelimelerine sizleri sığındırırım" ifadelerinin insan sözü olduğu açıkça ortadadır. Peygamberlerin sonuncusu Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın mucizesi olan, bütün kâfirlere karşı kıyâmete kadar kalıcı delili olan yaratıcının sözü ise, lisanı fasih, dili bilen, söz türlerini ve anlatım tekniklerini çok iyi tanıyan, Abdullah b. Mesud gibisi nazarında, insanların sözü ile asla karışamaz.
Kimisi şöyle demiştir: Abdullah b. Mesud'un Felak ve Nas sûrelerini yazmayışının sebebi, bunların unutulmayacaklarından emin olmasıdır. O mushafında Fâtiha'yı yazmadığı gibi, bunları ezbere bildiği halde yazmamıştır. Hem onun Fâtiha'yı bellemiş ve onu iyice öğrenmiş olduğunda asla şüphe yoktur. Fakat bu görüş de reddedilmiş ve buna karşı şu delil getirilmiştir: O;
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde";
"Şüphe yok ki biz sana kevseri verdik." ve
"De ki: O Allah'tır, bir tektir"
sûrelerini de yazmıştır ve bunlar uzun olmamak, çabuk ezberlenmek, unutulmayacaklarından emin olmak bakımlarından Felak ve Nas sûreleri gibidirler ve hepsi de Fâtiha'dan farklıdır. Çünkü Fâtiha okunmaksızın namaz tamam olmaz. Herbir rekatte ondan sonra Kur’ân'dan okunacak âyetlerden önce okunması gerekir. Dolayısıyla ezberde kalmasından ve unutulmayacağından emin olarak, Fâtiha'nın mushafta yazılmadığı doğrudur. Fakat sûreler arasında onun bu özelliğine sahip ve Fâtiha'ya yapılan uygulamanın benzeri uygulamaya mazhar olmuş başka bir sûre yoktur... Bu anlamdaki açıklamalar daha önceden Fâtiha Sûresi'nde (Fâtiha Sûresi'nin tefsiri I. bab, 1. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Yüce Allah'a hamdolsun.
1
De ki: "Sabahın Rabbine sığınırım,
Bu âyetlere dair açıklamalarımızı dokuz başlık halinde sunacağız:
1- Bu İki Sûrenin Ve Bunlarla Birlikte İhlas Sûresinin Fazileti:
Nesâî, Ukbe b. Amir'den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a -bineği üzerinde iken- gittim. Elimi ayağının üzerine koydum ve: Bana Hud Sûresi'ni öğret, Yusuf Sûresi'ni öğret dedim. Bana şöyle dedi: "Sen Allah nezdinde "De ki: Sabahın Rabbine sığınırım" sûresinden daha beliğ hiçbir şey asla okuyamazsın." Nesâî, II, 158. VIII, 254; İbn Hibban, Sahih, Ilı, 75.
Yine ondan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Cuhfe ile Ebva arasında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yolda yürüyorken, oldukça karanlık ve şiddetli bir rüzgar bizi kuşattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)
"De ki: Sabahın Rabbine sığınırım" sûresi ile
"De ki: Sığınırım insanların Rabbine" sûreleri ile istiazede bulunmaya koyuldu. Bu arada (bana) şunları da söylüyordu: "Ey Ukbe! Sen bunlarla istiaze et (Allah’a sığın) Çünkü istiazede bulunan hiçbir kimse bunlara benzer bir sözle Allah'a sığınmış değildir." dedi ki; Ben Peygamberi namazda bunları okurken duymuşumdur. Ebû Davud, II, 73; Taberânî, Kebir, XVII, 345; Münzirî, Tergib, II, 251
Nesâî,'Abdullah (b. Hubeyb)den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Az miktarda bir yağmur ve karanlıkta kaldık. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın çıkmasını bekledik. -Sonra şu anlama gelecek bir takım sözler söyledi-: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize namaz kıldırmak üzere çıktı, şöyle buyurdu;
"De" ben.- Ne diyeyim, dedim. Şöyle buyurdu: "De ki: O Allah'tır, bir tektir" (İhlas Sûresi ile) muavvizeteyni (Felak ile Nas'ı) akşamı ettiğinde ve sabahı etdğinde üç defa oku her şeye karşı bunlar sana yetecektir. "
Nesâî, VIII, 250, Müsned, V, 312.
Ukbe b. Amir el-Cüheni'den dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana:
"De" diye buyurdu. Ben: Ne diyeyim? diye sordum. Şöyle buyurdu: "De ki O Allah'tır, bir tektir."; "De ki: Sabahın Rabbine sığınırım,"; "De ki: Sığınırım insanların Rabbine" sûrelerini oku." Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sûreleri okudu, sonra şöyle buyurdu: "İnsanlar bunların benzeri sözlerle asla istiazede bulunmadılar." Ya da: İnsanlar bunların benzeri sözlerle istiazede bulunamazlar" diye buyurdu.
Nesâi, VIII, 251.
İbn Abbâs’ın rivâyet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "De ki: Sabahın Rabbine sığınırım" ve "De ki; Sığınırım insanların Rabbine" bu iki sûre ... şeklindedir.
Nesâî, VIII, 251.
Buhârî ve Müslim'in Sahih'lerinde Âişe'den rivâyete göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) rahatsızlandı mı kendisine Muavvizeteyn sûrelerini okur ve üflerdi. Hastalığı artınca ona ben okur ve bereketini umarak ellerini üzerine sürerdim. Buhârî, XV, 1916; Ebû Davud, IV, 15; İbn…