Fil Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

FÎL SÛRESİ

Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile

Mekke'de indiği hususunda görüş birliği vardır. Beş âyet-i kerimedir.

1

Rabbinin Fil sahiblerine ne ettiğini görmedin mi?

Bu âyete dair açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağız:

1- "Görmedin mi?":

"Görmedin mi"

sana haber verilmedi mi, demektir. Bilmedin mi, diye de açıklanmıştır. İbn Abbâs: Duymadın mı, diye açıklamıştır.

Lâfız soru şeklinde ulmakla birlikte takrir (söyletmek) anlamındadır. Hitab Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'adır. Ancak umumidir. Benim Fil sahiblerine neler yaptığımı görmediniz mi demektir. Yani sizler bunu gördünüz, Benim size olan bu lütfumu da bildiniz. O halde size ne oluyor da îman etmiyorsunuz?

" Ne (nasıl)"

"Rabbinin... ettiğini"

âyeti ile nasb mahallindedır. İstifham anlamı dolayısıyla (önceki)

"görmedin mi"

âyeti ile nasbedilmiş değildir.

2- Fil Sahibleri:

"Fil sahiblerine"

âyetindeki Filin mahiyeti bilinmektedir. Çoğulu: şekillerinde gelir. İbnu's-Sikkîl; diye çoğul yapılmaz demistir. Dişisine; denilir. Filin sahibine (bakıcısına) da; denilir.

Sîbeveyh dedi ki:

"Fil"

lâfzının aslının "fu'l" vezninde olması ve (ikinci harfi olan) "ye"den ötürü (birinci harfi) kesreli gelmiş, olması mümkündür. Nitekim: "Beyaz" ve: "Beyazlar" denilmesi de buna benzemektedir.

el-Ahfeş dedi ki: Ancak böyle bir şekil tekilde sözkonusu olmaz. Bu ancak çoğulda sözkonusu olabilir, " Fil görüşlü adam" görüşü zayıf düşmektir. Çoğulu ...diye gelir. "Zayıf görüşlü, firaseti yanlış adam" demektir. "Görüşü zayıfladı, zayıflar, görüş zayıflığı"; "Onun görüşünü zayıf buldu, zayıf bulmak" demektir. Zayıf görüşlü olan kimseye de; denilir.

3- Fil Sahipleri Olayı:

Bu başlık, Fil sahibleri olayı hakkındadır. Olay şöyledir: Ebrehe, San'a'da el-Kulleys'i inşa etmişti. Bu kendi döneminde yeryüzünde benzeri görülmemiş bir kilise idi, Kendisi hristiyandi. Sonra Necaşî'ye şöyle bir mektub yazdı: "Ey Kral! Ben senden önce hiçbir kral için benzeri inşa edilmemiş bir kilise inşa ettim. Arap hacılarını buraya çevirinceye kadar da işin arkasını bırakmayacağım,"

Araplar Ebrehe'nin, Necaşî'ye yazdığı bu mektubu kendi aralarında söz konusu etmeye başlayınca, nesi' (Kameri senenin Güneş senesine uyum) uygulamasını yapanlardan (Fukaym b. Adiyoğullarından) bir adam, bu işe çok öfkelendi. Kalkıp, kilisenin bulunduğu yere gitti. Orada abdest bozdu, sonra da çıkıp kendi diyarına geri döndü. Bu durum Ebrehe'ye bildirilince, bu işi kim yaptı? diye sordu. Ona: Arapların Mekke'de hac için kendisine gittikleri bu Evin (Kabe'nin) çevresindeki halktan bir adam, senin "Arapların hacılarını buraya gelmeye mecbur edeceğim" şeklindeki sözünü işitince öfkelendi ve gelip burayı pisledi, diye cevab verildi. Bu da; senin bu kilisen bu işe layık değildir, anlamına gelir. Bunun üzerine Ebrehe öfkelendi ve Evin üzerine yürüyüp, onu yıkacağına yemin içti. Yanında bulunan bir adamı da Kinaneoğullarını bu kiliseyi hac etmeye davet etsin, diye gönderdi. Kinaneoğısllan -ki kilisenin içerisine pisleyen adamın da mensub olduğu kabiledir- gönderilen bu adamı öldürdü. Bu uygulama Ebrehe'nin öfkesini, kinini arttırdı.

Daha sonra Habeşlılere verdiği emir üzerine Habeşliler savaş için hazırlandı, gereken şekilde teçhizatlandılar. Beraberinde Fil ile birlikte yola koyuldu. Araplar bunu işittiler. Bu işi büyük bir musibet olarak kabul ettiler ve dehşete kapıldılar.

Ancak onun Allah'ın Beyt-i Haram'ı olan Kabe'yi yıkmak islediğini işitince, ona karşı cihad etmeyi de görev bildiler. Yemenlilerin eşrafından ve hükümdarlarından olan Zû Nefr diye bilinen bir adam, onun karşısına çıktı, kendi kavmini ve çağrısını kabul eden diğer Arapları Ebrehe ile savaşa, Allah'ın Beyt-i Haram'ını korumak ve Ebrehe'nin Kabe'yi yıkıp, tahrib etmek isteğine karçı cihada çağırdı. Onun bu çağrısını kabul edenler de oldu. Karşısına çıktı, onunla savaştı. Zû Nefr ve beraberindekiler yenik düştü, Zû Nefr yakalanıp, Ebrehe'nin huzuruna esir olarak götürüldü, Ebrehe, Zû Nefr'i öldürmek isleyince, Zû Nefr ona: Ey kral beni öldürme! Çünkü benim seninle birlikte kalışım senin için beni Öldürmekten hayırlı olabilir, dedi. Ebrehe onu öldürmekten vazgeçti, yakınında onu zincire vurup hapsetti. Ebrehe affedici ve tahammül kar birisi idi.

Daha sonra Ebrehe Yemen'den çıkmasına sebep teşkil eden gayesini gerçekleştirmek üzere tekrar yola koyuldu, Has'amlıların topraklarına ulaşınca, karşısına Has'amlı Nufeyl b. Habih,'şehrân ve Nâhis kabileleri ve ona uyan diğer Arap kabileleri ile birlikle karşı çıktı. Onunla çarpıştı, Ebrehe onu da yendi. Nufeyl de yakalanıp, Ebrehe'nin huzuruna esir olarak götürüldü. Ebrehe onu öldürmek isteyince, Nufeyl kendisine: Ey kral beni öldürme, ben sana Arap topraklarında kılavuzluk edeceğim, dedi. Bu ellerim senin lehine Has'amın iki kabilesi Şehran ve Nahıs üzerine hakim olacak, onların sana dinleyip, itaat etmelerini sağlayacaktır. Ebrehe onu da serbest bıraktı.

Nufeyl onunla birlikte yola çıktı ve ona kılavuzluk etti. Taife gelince, Mesud b. Muattib, Sakiflilerden bir takım kimseler ile karşısına çıktı. Ona: Ey kral dediler. Bizler senin kullarınız. Senin sözlerini dinleyecek, emrine itaat edeceğiz. Bizim sana muhalefetimiz sözkonusu değildir. Fakat bizim bu Evimiz -Lat için yaptıkları evi kastediyorlar- senin yıkmak istediğin ev değildir, benin istediğin Mekke'deki Evdir. Bizler seninle birlikte sana oranın yolunu gösterecek birilerini göndereceğiz, dediler, Ebrehe de onları affetti,

Ebrehe ile birlikte Ebû Riğal adında birisini gönderdiler. Ebû Riğal onu el-Muğammis'e kadar götürdü. el-Muğammis’te konaklayınca Ebû Riğal orada öldü, bu sebepten ötürü de Araplar onun kabrini taşlayıp durdular. İşte insanların el-Muğammis denilen yerde taşladıkları kabir onun kabridir. Bu hususta şair şöyle demiştir:

"Ve ben her yıl onun kabrini taşa tutarım,

İnsanlar Ebû Riğal'in kabrini taşladıkları gibi."

Ebrehe, Muğammis denilen yerde konaklayınca Habeşliler arasından, el-Esved b. Maksud diye bilinen bir adamı atlılarından bir grubun başına komutan olarak gönderdi. Esved…

Tefsir yükleniyor…