Kafirun Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

KÂFİRÛN SÛRESİ

Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile

İbn Mes’ûd, el-Hasen ve İkrime'nin görüşüne göre Mekke'de inmiştir. İbn Abbâs'ın iki görüşünden birisine, Katade ve ed-Dahhak'a göre de Medine'de inmiştir. Altı âyettir.

Tirmizî'de, Enes'den rivâyet edilen hadiste; "O Kur'ân'ın üçte birine denktir" dediği nakledilmiştir. Dörtte birine denktir...' manasında ve İbn Abbâs ve Enes b. Malik'ten: Tirmizi, V, 166; yalnız Enes b. Malikten: Müsned, III, 146.

Ebû Bekr el-Enbari'nin "er-Redd(u ala men Halefe Mushafe Usmane)" adlı eserinde şöyle denilmektedir: Bize Abdullah b. Naciye haber verdi, dedi ki: Bize Yusuf anlattı, dedi ki: Bize el-Ka'nebi ve Ebû Vail anlattı. Onlar Mûsa b. Verdân'dan, o Enes'den dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"De ki: Ey kâfirler" (1. âyet) (Sûresi) Kur'ân'ın dörtte birine denktir." Bk. bir önceki not, Ayrıca bunu Enes'e mevkuf bir rivâyet olarak da zikretmiştir.

Hafız Ebû Muhammed Abdu’l-Ğani b. Said de İbn Ömer'den şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabı ile birlikte bir yolculuk esnasında sabah namazını kıldı.

"De ki ey kâfirler" ile

"De ki o Allah'tır, bir tektir" (sûrelerin)i (İhlas, 112/1) okudu. Sonra: "Ben size Kur'ân'ın üçte biri ile dörtte birini okudum" diye buyurdu. Abd b. Humeyd, Müsned, s. 678; İbn Abdi'l-Berr, et-Temhîd, VII, 260.

Cübeyr b. Mut'im'in rivâyetine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Ey Cübeyr! Sen bir yolculuğa çıktığın vakit görünüş itibarı, ile arkadaşlarının en güzeli, azık itibari ile de en çok azığı bulunan bir kişi olmak ister misin" Ben evet dedim. Şöyle buyurdu: "O halde "de ki: Ey kâfirler"den başlayarak "De ki sığınırım insanların Rabbine" (Nas, 114/1) âyetine kadar şu beş sûreyi oku ve okumana "Bismillahirrahmanirrahim" diye başla!" dedi ki: Allah'a yemin olsun ki ben malı çok olmayan birisi idim. Yolculuğa çıktığım vakit onların (yol arkadaşlarımın) görünüş itibariyle en kötüsü, azığı en azı olurdum. Fakat bunları okumaya başladığımdan itiraben yolculuğumdan geri dönünceye kadar görünüşü aralarında en güzel olan, azığı en çok olan ben olurdum. Ebû Yala. Müsned, XIII, 414, Suyûtî, ed-Durru'l Mensur, VIII, 65.

Ferve b. Nevfel el-Eşcai dedi ki: Bir adam Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)a: Bana tavsiyede bulun dedi. Peygamber:

"Uyuyacağın vakit: "De ki: Ey kâfirler" (1. âyet) (sûresin)i oku. O şirkten bir teberridir (kurtuluş ve uzaklaşışdır)"

Tirmizi, V. 'İ75; Dârimî, 11, 551; Ebû Dâvûd, İV, 513; Müsned, m, 456; Nesâî, es-Sunenu'l-Kübrâ, VI, 200, 254; Ebû Ya'lâ, Müsned, III, Kİ9: Taberânî, Evsat, I. 272, II, 2~ 5. Bunu Ebû Bekr el-Enbari ve başkaları rivâyet etmiştir.

İbn Abbâs dedi ki: Kur'ân-ı Kerîm'de ondan daha çok İblisi öfkelendiren bir şey yoktur. Çünkü bu sûre bir tevhiddir ve şirkten bir ibranamedir.

el-Esmai dedi ki:

"De ki ey kâfirler" (1. âyet) Sûresi ile

"De ki: O Allah'tır, bir tektir"

(İhlas, 112/1) Sûresine iki mukaşkışe (şifa veren) denilirdi. Çünkü her ikisi de münafıklıktan yana insana şifa verirler.

Ebû Ubeyde dedi ki: Tıpkı katranın devenin uyuzuna şifa olup iyileştirdiği gibi.

İbnu's-Sikkît dedi ki: Yara ve çiçek hastalığı kuruyup, kabukları dökülmeye başladığı vakit, devede uyuz hastalığı da kuruyacak olursa: Derisi kuruyup iyileşti, kabukları döküldü" denilir.

Bu tüllerden sonuncusu her iki sûreye ayrı ayrı inim olan -mukaşkişe" ism-i failinin fiil kökünü teşkil etmektedir.

1

De ki: Ey kâfirler,

İbn İshak ve başkalarının İbn Abbâs'tan naklettiklerine göre bu sûrenin nüzul sebebi şudur: el-Velid b. el-Muğire, el-As b. Vail, el-Esved b. Abdu'l-Muttalib ve Umeyye b. Halef Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile karşılaşmışlar ve: Ey Muhammed, demişler, Haydi biz senin taptığına tapalım. Sen de bizim taptığımıza tap. Böylelikle sen de, biz de bütün işlerimizde ortak olmuş olacağız. Eğer senin getirdiklerin bizim elimizde bulunanlardan hayırlı ise böylelikle o hayırda sana ortak olmuş olacağız. Biz de o hayırdan payımızı alacağız. Yok eğer bizim ellerimizdeki senin elindekinden hayırlı ise o vakit sen de bizim işimizde bize ortak olacak ve ondan payını almış olacaksın. Bunun üzerine yüce Allah:

"De ki: Ey kâfirler"

(sûresin)i indirdi.

Ebû Salih, İbn Abbâs'tan şöyle dediğini nakletmektedir: Onlar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a şöyle dedi: Eğer ilahlarımızdan birisine olsun el değdirsen dahi hiç şüphesiz seni tasdik ederiz. Bunun üzerine Cebrâîl Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a bu sûreyi indirdi. Onlar da ondan ümid kestiler, ona ve ashabına eziyetler, işkenceler etmeye koyuldular.

("el-Kâfirûn"un başındaki) "elif" ile "lârn" her ne kadar "eyyuhâ: ey'in sıfatı olmak bakımından cins için ise de, mana itibariyle ma'hud (bilinen) kimseler hakkında kullanılmıştır. Çünkü daha önce yüce Allah'ın ilminde kâfir olarak öleceği bilinen kimselere bir hitaptır. Dolayısıyla bu âyet, umum lâfzı ile gelmiş, hususiyet ifade eden lâfızlardandır.

Buna yakın bir açıklama da el-Maverdi'den nakledilmiştir: Sûre cevab olmak üzere inmiş ve

"kâfirler"

ile bütün kâfirleri değil, onlardan muayyen bir topluluğu kastetmiştir. Çünkü onların arasından îman eden ve Allah'a ibadet eden kimseler çıktığı gibi, yine onların arasından küfrü üzere ölen ya da öldürülenler de olmuştur. İşte bu âyetler ile kendilerine hitab ve sözü edilenler bunlardır.

Ebû Bekr b. el-Enbârî dedi ki: Kur'ân-ı Kerîm'e dil uzatan kimseler: " O kâfir olanlara de ki: Ben sizin ibadet etmekte olduklarınıza tapmam" diye okumuşlar ve doğru olanın bu olduğunu iddia etmişlerdir. Halbuki bu, âlemlerin Rabbi olan Allah'a bir iftira ve bu sûrenin ihtiva ettiği manayı bir zayıflatma, müşriklere bu alçaltıcı hitab ile hitab etmesini istemekle peygamberinin müşrikleri zelil kılma maksadını akıl ve fikir sahibi herkesin kabul etmek istemediği, kendisine yediremediği bir hali kabul etmek zorunda bırakması maksadını ortadan kaldırmaktadır. Çünkü bu kimselerin ileri sürdükleri o batıl lâfızlarındaki manayı bizim kıraatimiz zaten…

Tefsir yükleniyor…