Maide Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)
Ebû Abdullah el-Kurtubî
MÂİDE SÛRESİ
Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile
Rabbim, sen kolaylaştır.
Allah'ın yardım ve inayeti ile başlıyoruz:
Bu sûre, icmâ ile Medine'de İnmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın Hudeybiye'den dönüşünde nâzil olduğu da rivâyet edilmiştir. en-Nakkâş, Ebû Seleme'den şöyle dediğini zikretmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hudeybiye'den döndüğünde şöyle buyurdu:
"Ey Ali, üzerime Mâide sûresinin nâzil olduğunu farkettin mi? Hem onun faydası ne kadar da büyüktür!"
İbnü'l-Arabî der ki: Bu uydurma bir hadistir. Herhangi bir müslümanın buna (hadis olarak) inanması helâl değildir.
Biz ise: "Mâide sûresi faydası ne kadar büyük bir sûredir" deriz ve bunu herhangi bir kimseden rivâyet etmeyiz. Ancak, güzel bir sözdür.
İbn Atiyye ise der ki: Bana göre bu, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın sözüne benzememektedir. Bununla birlikte Hazret-i Peygamberin şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: "Mâide sûresi Allah'ın melekûtunda el-Munkıze (kurtarıcı) diye anılır- Çünkü bu sûre, sahibini azap meleklerinin ellerinden kurtarır," Bu sûrede Veda Haccı esnasında inen âyetler olduğu gibi, Mekke'nin tethedildiği yılda nâzil olan âyetler da vardır ki, bu da yüce Allah'ın:
"Bir kavme karşı beslediğiniz kin... sürüklemesin"
(el-Mâide, 5/2) âyetidir.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hicretinden sonra Kur'ân-ı kerîmden indirilen bütün âyetler, Medenîdir. İster Medine'de indirilmiş olsun, isterse de herhangi bir seferde indirilmiş olsun. Hicretten önce indirilen de Mekke'de inmiştir diye kayd edilir.
Ebû Meysere der ki: el-Mâide sûresi son İnen âyetlerdendır. O sûrede mensûh bir hüküm yoktur. Yine bu sûrede, başka sûrelerde bulunmayan onsekiz farz hüküm vardır ki, bunlar şu âyetlerde ifade edilmektedir:
"Boğularak, vurularak, yüksek bir yerden yuvarlanarak, süsülerek ve yırtıcı bir hayvan tarafından yenilmiş hayvanlar; dikili taşlar üzerinde (onlar adına) boğazlananlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı." (el-Mâide, 5/5);
"Allah'ın size oğrettikleriyle alıştırıp öğrettiğiniz avcı hayvanların, da sizin için tutuverdiklerinden yiyin," (el-Mâide, 5/4);
"Ehl-i kitab'ın yiyeceği size helaldir...Sizden önce kitap verilenlerden iffetti kadınlar" (el-Mâide, 5/5) ile
"Namaza kalkacağınız zaman..." (el-Mâîde, 5/6) âyetinde dile getirilen abdest almak;
"Hırsızlık eden erkekle, hırsızlık eden kadının..." (el-Mâide, 5/38);
"Siz, ihramda iken avı öldürmeyin" âyetinden itibaren
"Allah mutlak galiptir (Azizdir), intikam sahibidir" (el-Mâide, 5/95) âyetine kadar Üc;
"Allah bahire, saîbe, vasile ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır" (el-Mâide, 5/103) ve yüce Allah'ın:
"Sizden birinize Ölüm gelip çattığı zaman... aranızda şahidlik..." (el-Mâide, 5/106) âyetlerinde hükme bağlanan âyetlerdir. es-Suyutî, ed-Dürru'l-Mensûr, III, 4.
Derim ki: Bundan başka ondokuzuncu bir farz daha vardır ki, bu da yüce Allah'ın:
"Namaza çağırdığınızda,," (el-Mâide, 5/58) âyetinde dile getirilmektedir. Kur'ân-ı kerim'de bu sûre dışında herhangi bir yerde ezandan söz edilmemektedir. el-Cumua sûresinde geçen ezan ise, Cuma gününe has bir ezandır. Bu sûrede sözü edilen ezan ise bütün namazlar hakkında umumî bir ezandır.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dan Veda Haccı esnasında el-Mâide sûresini okuyup şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
"Ey insanlar, şüphesiz ki Mâide sûresi (Kur'ândan) nâzil olan son bölümlerdendir. O bakımdan onun helâl bildirdiğini helâl belleyiniz, haram bildirdiğini de haram belleyiniz,"
Benzer muhtevadaki bazı rivâyetler için bk. es-Süyûtî, ed-Dürru'l-Mensûr, III, 3-4; el-Hâkim, el-Müstedrek, Il5 311; el-Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, II, 278.
Buna yakın bir rivâyet, Hazret-i Aise'den de - ona mevkuten- nakledilmiş bulunmaktadır. Cubeyr b. Nufeyr der ki: Âişe (radıyallahü anha)’nın huzuruna girdim, şöyle dedi: Mâide sûresini okuyor, (biliyor) musun? Ben, evet dedim, şöyle dedi: Mâide süresi Allah'ın indirdiği son âyetlerdendır. O bakımdan, o sûrede helâl diye bulduğunuz şeyi helâl biliniz, haram diye bulduğunum şeyi de haram diye belleyiniz.
en-Nehaî der ki: Bu sûreden yüce Allah'ın:
"Haram olan aya hediye edilen kurbanlıklara... saygısızlık etmeyin"
(el-Mâide, 5/2) âyetinden başka neshedilmiş bir âyet yoktur Bazıları da şöyle demektedir: Bu sûrede:
"Yahud sizden olmayan diğer iki kişi (şahid) olsun" (el-Mâide, 5/106) bölümü nesh olmuştur.
1
Ey îman edenler! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helâl saymamak şartı ile ve size okunacak olanlar hariç olmak üzere, size dört ayaklı davarlar helâl kılındı. Şüphesiz Allah, dilediği hükmü koyar.
Bu âyete dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız:
1- Kurânı Kerîm’in Azameti:
Yüce Allah'ın:
"Ey îman edenler..." âyeti ile ilgili olarak Alkame şöyle der: Kur'ân-ı kerîmde
"Ey îman edenler" nidası ile başlayan bütün âyetler Medine'de inmiştir.
"Ey insanlar" nidası ile başlayan âyetler da Mekke'de inmiştir. Ancak bu, bu türden hitaplar hakkında çoğunlukla doğrudur. Buna dair diğer açıklamalar, daha önceden (el-Bakara, 2/21. âyetin tefsirinde.) geçmiş bulunmaktadır.
Bu âyet-i kerîme, söz söyleme hakkında basiret sahibi olan herkese, fesahati ve lâfızlarının azlığına rağmen ihtiva ettiği manalarının çokluğu ile, açıkça kendisini gösteren bir âyettir. Bu âyet-i kerîme beş hüküm ihtiva etmektedir:
1) Akidleri yerine getirme emri,
2) Dört ayaklı davarların helâl kılınması,
3) Bundan sonra gelenlerin istisna edilmesi
4) Avlanılanlar hususunda, ihramlı iken avlanılanların istisna edilmesi,
5) Âyet-i kerimenin iktizâ ettiği, ihramlı olmayan kimseler için avlanmanın mubah oluşu.
en-Nakkâş'ın naklettiğine göre, el-Kindî'nin arkadaşları ona şöyle demişler: Ey Hakim (bilge kişi), bize şu Kur'ân'ın benzerini yap. O, olur onun bir bölümünün benzerini yapayım demiş ve uzun sayılabilecek bir süre kimseye görünmemiş. Sonra ortaya çıkıp şöyle demiş: Allah'a yemin ederim buna gücüm yetmiyor, kimse de buna güç yetiremez. Ben, mushafı açtım, karşıma Mâide süresi çıktı, Baktım ki,…