Tebbet Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)

Ebû Abdullah el-Kurtubî

TEBBET SÛRESİ

Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile

Mekke'de indiği hususunda görüş birliği vardır. Beş âyet-i kerimedir.

1

Ebû Leheb'in iki eli kurusun. (Kendisi de) helâk oldu zaten.

Bu âyete dair açıklamalarımızı üç başlık halinde sunacağız:

1- Nüzul Sebebi ve Ayetin Anlamı:

"Ebû Leheb'in iki eli kurusun..."

âyeti hakkında -lâfız Müslim'e ait olmak üzere- Buharî ve Müslim ile başka eserlerde İbn Abbâs'ın şöyle dediği rivâyet edilmektedir:

"Yakın akrabanı uyar. "

(eş-Şuara, 26/214);

"Ve aralarından ihlâsa erdirilmiş taraftarlarını"

Nevevi diyor ki: 'İbarenin zahirinden anlaşıldığına göre "ihlâsa erdirilmiş taraftarlarını" ifadesi, indirilmiş Kur'ân’ı bir ifade iken sonradan nesh edilmiştir." (Şerhu Müslim, 111, «2; ayrıca bk. İbn Hacer, Fethu'l-Bâri, VI», 502 ve 737) âyeti nazil olunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evinden çıktı ve Safâ'nın üzerine çıktı. (Savaş ve baskın tehlikesini haber vermek üzere kullanılan): "Ya sabâhâh" (sabah baskınına uğradık)! diye seslendi. Onlar: Bu seslenen kim? dediler. Muhammed diye cevap verdiler. Onun etrafında toplandılar. Şöyle buyurdu: "Ey filanoğulları, ey filanoğulları, ey filan oğulları. Ey Abd-i Menafoğulları, ey Abdu'l-Muttaliboğulları!" Hepsi de onun etrafında toplandılar. Bunun üzerine şöyle dedi: "Bu dağın arka tarafında karsınıza çıkmak üzere bir grub süvarinin bulunduğunu size haber verecek olsaydım, ne dersiniz? Benim bu verdiğim haberi tasdik eder miydiniz?" Onlar: Biz şimdiye kadar senin yalan söylediğini tesbit etmedik, dediler. Peygamber: "İşte ben şüphesiz son derece çetin bir azâbın önünde sizin için bir uyarıp korkutanım." dedi. Bunun üzerine Ebû Leheb: Helâk olasıca! Sadece bunun için mi bizi topladın' dedi. Sonra kalkıp gitti. Bu sefer şu:

"Ebû Leheb’in iki eli kurusun. Helâk oldu zaten" diye başlayan bu sûre nazil oldu. (Hadisi) böylece (rivâyet eden) el-A'meş, sûreyi sonuna kadar okudu. Buhârî, IV, 1902; Müslim, I, 193.

el-Humeydi ve başkaları şunu eklemektedir: Ebû Leheb'in karısı kendisi ve kocası hakkında Kur'ân'dan nazil olan buyrukları işitince beraberinde Ebû Bekir (radıyallahü anh) ile Kabe'nin yakınında Mescid-i Haramda oturmakta olan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın yanına gitti. Elinde avuç dolusu taş da vardı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanıbaşında durduğu halde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı görmesin diye Allah gözlerini perdeledi. Ebû Bekir'den başkasını görmüyordu. Ey Ebû Bekir, dedi. Bana ulaştığına göre senin arkadaşın beni hicvediyormuş. Allah'a yemin olsun onu bulacak olursam, bu taşları onun ağzına atarım. Allah'a yemin ederim ben şair bir kadınım:

"Çok yerilen birisine karşı geldik.

Onun emrinden yüz çevirdik

Ve onun dinini terkettik."

dedi ve çekip gitti.

Ebû Bekir: Ey Allah'ın Rasûlü ne dersin? Seni görmedi mi? diye sordu. Peygamber:

"Hayır, beni görmedi. Allah, beni görmesin diye onun gözünü perdeledi" diye buyurdu. Humeydi, Müsned, I, 153-154; Hâkim, Müstedrek, II, 393; Ebû Yala, Müsned, I, H3

Kureyşliler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı "yerilen (müzemmem)" diye adlandırıyor ve böylece ona hakaret etmek istiyorlardı. Peygamber de şöyle buyurdu: "Allah'ın Kureyş'in vermek istediği eziyetleri benden nasıl çevirdiğine hiç hayret etmiyor musunuz? Onlar "müzemmem" diye birisini hicvedip ona sövüp sayıyorlar. Ben ise Muhammed (çokça övülen)'im." Buhârî, III, 1299; Müsned, II. 30>9.

Bir diğer açıklamaya göre; sûrenin nüzul sebebi Abdurrahman b. Zeyd'in naklettiği üzere şöyledir Ebû Leheb Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a gelip: Ey Muhammed! Sana îman edecek olursam, bana ne verilecek? dedi Peygamber:

"Diğer müslümanlara verilenlerin gibisi" diye buyurdu. Ebû Leheb: Benim onlara bir üstünlüğüm olmayacak mı? dedi. Peygamber: "Nasıl bir şey istiyorsun?" diye sordu. Ebû Leheb: Böyle bir din olmaz olsun. Ben bunlarla birlikte eşit mi olacağım, dedi. Bunun üzerine onun hakkında yüce Allah:

"Ebû Leheb'in iki eli kurusun. Helâk oldu zaten" âyetlerini indirdi.

Abdurrahman b. Keysan'ın naklettiği üçüncü bir görüş: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın yanına bir heyet gelecek olursa, Ebû Leheb onların yanına giderdi. Onlar da Ebû Lebeb'e Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında soru soruyorlar. Ona: Sen onu bizden daha iyi tanırsın, diyorlardı. Ebû Leheb onlara şöyle diyordu: O çok yalancı bir sihirbazdır. Bunun üzerine Peygamberin yanına gitmiyor, geri dönüyor ve onunla karşılaşmıyorlardı. Yine bir heyet gelmişti. Ebû Leheb aynı şeyleri onlara da yaptı. Onlar: Hayır onu görüp de, sözlerini dinlemedikçe geri gitmeyeceğiz, dediler. Bu sefer Ebû Leheb onlara şöyle dedi: Biz hala onu tedavi edip duruyoruz. O helâk olsun, o yok olsun. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a bu durum haber verilince bundan dolayı çokça üzüldü. Yüce Allah, bu sebeble: "Ebû Leheb'in iki eli kurusun..." sûresini indirdi.

Bir diğer görüşe göre Ebû Leheb, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'a bir taş atmak istedi. Yüce Allah onun bu isteğine engel oldu ve onun bu haline engel olunması dolayısıyla da yüce Allah:

"Ebû Leheb'in iki eli kurusun, helâk oldu zaten" âyetlerini indirdi.

" (îki eli) kurusun" âyeti hüsrana uğrasın, demektir. Bu açıklamayı Katade yapmıştır. Ziyana uğrasın, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı İbn Abbâs yapmıştır.

Sapıttı, diye de açıklanmıştır ki, bu da Atâ'nın açıklamasıdır.

Helâk olsun, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu da İbn Cübeyrin açıklamasıdır. Yemen b. Riab dedi ki: Hiçbir hayır elde etmesin demektir.

el-Esmai, Ebû Amr b. el-Ala'dan naklettiğine göre; Osman -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- öldürülünce insanlar sahibini gömleksizin birisinin şöyle seslendiğini işittiler:

"Yemin olsun seni yalnız bırakıp geri gittiler

Ne geriye baktılar, ne de döndüler.

Adaklarının gereğini yerine getirmediler

O yaptıkları sebebiyle helâk olasıcalar."

Özellikle "ellerin kurumasından sözedilmesi, çoğu işlerin ellerle yapılmasından dolayıdır. Yani o eller de hüsrana uğrasın, kendisi de hüsrana…

Tefsir yükleniyor…