Taha Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Kurtubî Tefsiri (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân)
Ebû Abdullah el-Kurtubî
TÂHÂ SÛRESİ
Rahmân ve Rahîm Allah'ın İsmi ile
Tâ-Hâ (aleyhisselâm) Sûresi'nin, Mekke'de indiği ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Ömer (radıyallahü anh)ın İslâm'a girişinden önce inmiştir.
Dârakutnî'nin, Sünen'indeki rivâyete göre Enes b. Malik (radıyallahü anh) şöyle demiştir: (Bir gün) Ömer bir kılıç kuşanmış olarak çıktı. Kendisine: Enişten dinini değiştirdi, denildi. Bunun üzerine onların (eniştesi ile kızkardeşinin) yanına gitti. Orada da muhacirlerden Habbâb diye anılan birisi de vardı. Tâ-Hâ Sûresi'ni okuyorlardı. Yanmadaki yazıyı bana da veriniz, ben de onu okuyayım, dedi. -Ömer (radıyallahü anh) okumayı bilirdi.- Kızkardeşi kendisine: Sen pissin, ona ise tertemiz olanlardan başkası dokunamaz. Kalk, guslet yahut abdest al. Bunun üzerine Ömer (radıyallahü anh) kalktı, abdest aldı. Yazılı belgeyi aldı ve Tâ-Hâ'yı okudu. Dârakutnî, I, 123
İbn İshak bunu daha uzunca şöylece zikretmektedir:
Ömer, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)ı bulup öldürmek maksadıyla kılıcını kuşanarak çıktı. Yolda Nuaym b. Abdullah ile karşılaştı. Ona: Nereye gitmek istiyorsun ey Ömer diye sordu. Ömer: Dininden donen, şu Kureyş'in dirliğini bozan, onları beyinsizlikle itham eden, dinlerini ayıplayan, ilâhlarına dil uzatan Muhammed'e gidip onu öldürmek istiyorum. Nuaym ona şöyle dedi: Allah'a yemin ederim, ey Ömer! Sana asıl senin içinde olanlar tuzak kuruyor, seni aldatıyor. Sen zanneder misin ki Abdumenâfoğulları Muhammed'i öldürdüğün halde yeryüzünde senin yürümene imkân vereceklerdir? Niçin kendi ailene dönüp de onların işlerini yoluna koymayı düşünmüyorsun? Ömer: Hangi ailemden söz ediyorsun? deyince, Nuaym dedi ki: Senin enişten ve amcanın oğlu Saîd b. Zeyd ile kızkardeşin Hattab'ın kızı Fâtıma'yı kastediyorum. Allah'a yemin ederim, onlar müslüman olmuşlar ve Muhammed'e dini üzere tabi olmuşlar. Bana kalırsa sen asıl git, onlarla uğraş.
Bunun üzerine Ömer kızkardeşi ve eniştesini bulmak üzere geri döndü. Yanlarında Habbâb b. el-Eret de vardı. Beraberinde de Tâ-Hâ Sûresi'nin yazılı olduğu bir sahife bulunuyordu. Bunu onlara öğretiyordu. Ömer (radıyallahü anh)ın sesini işitmeleri üzerine Habbab onların odalarından birine yahut da evin bir tarafına gizlendi. Hattab kızı Fatıma da sahifeyi alıp üzerine oturdu. Ömer eve yaklaştığı sırada Habbab’ın onlara okuduğu Kur'ân'ın sesini işitmişti. Ömer içeri girincer Duymuş olduğum bu lakırdılar neyin nesiydi? Ona; Sen bir şey işitmiş olamazsın dediler. Hayır, Allah'a yemin ederim. Ben sizlerin Muhammed'e dini üzere tabi olduğunuzu haber almış bulunuyorum, dedi ve hemen eniştesi Said b. Zeyd'in üzerine atıldı. Kızkardeşi Hattab'ın kızı Fatıma onu kocasından uzaklaştırmak üzere ayağa kalkınca ona bir tokat attı ve yüzünü yaraladı. Ömer bunu yapınca kızkardeşi de eniştesi de ona: Evet, biz müslüman olduk. Allah'a ve Rasûlune îman ettik, ne istiyorsan yap, dediler.
Ömer, kardeşinin yüzündeki kanı görünce yaptığına pişman oldu, aklı başına geldi. Kızkardeşine: Az önce okuduğunuzu duyduğum şu sahifeyi bana ver de Muhammed’in neler getirdiğine bir bakayım, dedi.
Ömer okuma yazma bilen birisi idi, Bu sözleri söyleyince kızkardeşi kendisine: Biz senin ona bir zarar vereceğinden korkarız, dedi. Bu sefer kızkardeşine: Korkma, dedi ve kendi ilâhları adına yemin ederek okuyup onlara geri vereceğini söyledi. Ömer bu sözleri söyleyince kardeşi müslüman olacağı umuduna kapıldı ve ona dedi ki: Kardeşim sen şirk üzeresin ve pissin, buna ise ancak temiz olanlar el sürebilir.
Bunun üzerine Ömer kalktı ve yıkandı. Kızkardeşi de kendisine içinde Tâ-Hâ'nın yazılı bulunduğu sahifeyi uzattı. Ömer Tâ-Hâ Sûresi'nin baş taraflarını okuyunca dedi ki: Bu ne güzel, bu ne şerefli sözler! Habbab onun bu sözleri söylediğini işitince yanına çıktı ve ona dedi ki: Ey Ömer! Allah'a andolsunki ben yüce Allah'ın, Peygamberinin duasını özellikle senin hakkında kabul etmiş olacağını ümit ederim. Çünkü ben dün onu şöyle dua ederken dinledim: "Allah'ım sen İslâm'ı ya Ebû'l-Hakem b. Hişam ile, yahut Ömer b. el-Hattâb ile güçlendir," Allah'tan kork ey Ömer, Allah'tan!
Bunun üzerine Ömer ona: Ey Habbab! Bana Muhammed’in yerini söyle. Onun yanına gidip, İslâm'a gireyim, dedi ve hadisin geri kalan bölümlerini zikretti. İbn Hişâm, es-Siretu'n-Nebeviyye, I, 271 vd.
Yüce Allah'ın Ta-Hâ ve Yâsîn Sûrelerini Okuduğuna Dair Hadis'in Açıklaması:
Dârimî Ebû Muhammed, Müsned'inde Ebû Hüreyre'den gelen bir rivâyeti senediyle kaydederek, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şöyle buyurduğunu zikretmektedir:
"Şüphesiz şanı yüce ve mübarek olan Allah gökleri ve yeri yaratmadan ikibin yıl önce Tâ-Hâ ve Yâsîn sûrelerini okumuştur. Melekler bu Kur'ân'ı dinleyince: Bu kitabın üzerine ineceği ümmete ne mutlu! Bu buyrukları ezberleyecek kalplere ne muclu. Bu sözleri telaffuz edecek dillere ne mutlu!" Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân 20. dediler.
İbn Fûrek dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın:
"Şanı yüce ve mübarek olan Allah Tâ-Hâ ve Yâsîn sûrelerini... okudu" demesinin anlamı şudur: O kelâmını o zaman melekler arasından dilediği kimselere açıkladı, işittirdi ve kavrattı demektir. Araplar bir şeyi takip edip, izlediğin vakit "onu kıraat ettin" derler. Mesela; "Bu dişi devenin hiç yavrusu olmadı" demektir. İşte bu şekilde anlaşıldığı vakit, ifade de bir yanlış anlaşılmaya meydan kalmaz.
Onun kıraat edilmesi ise, yüce Allah'ın Kitabını yaratmış olduğu ibarelerle ve ihdas ettiği yazı ile dinletmesi, kavratmasıdır. İşte bizim, Allah'ın kelâmını kıraat ettik, (okuduk) sözlerimizin anlamı da budur. Yüce Allah'ın:
"Artık Kur'ân'dan size kolay geleni okuyun."
(el-Müzzemmil, 73/20) âyeti ile:
"Artık ondan, kolayınıza geleni okuyun." (Aynı âyet) âyetindeki kıraatin manası da budur.
Kimi (mezhebimize mensub) ilim adamımız da şöyle demiştir: Peygamber efendimizin: "Okudu" âyeti, o sözleri söyledi, demektir. Bu ise mecazi bir ifadedir. Arapların: Denedim, tecrübe ettim anlamında, ben bu sözün tadına baktım, demeye benzer. Yüce Allah'ın:
"Allah da ona ısrarla işledikleri yüzünden açlık ve korku elbisesini…