رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
Rabbenâ âmennâ fağfir lenâ verhamnâ ve ente hayru'r-râhimîn.
Rabbimiz! İman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın.
Kaynak: Müminun 109 (Kur'an-ı Kerim ayeti).
Müminlerin, imanlarının bir itirafı olarak Rablerine yalvarışlarıdır. (Müminun 109)
Allah Teâlâ buyurdu: "Kullarımdan bir zümre 'Rabbimiz! İman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın' diyordu. Siz ise onları alaya aldınız. Öyle ki, beni anmayı size unutturdular. Onlara gülüyordunuz" (Müminun 109-110). Bu ayetler, samimi müminlerin duasını ve münafıkların onları alaya almasını anlatır.
Bu kısa duada imanın itirafı (âmennâ), mağfiret talebi (fağfir lenâ) ve rahmet dileği (verhamnâ) bir araya gelir. "Ve ente hayru'r-râhimîn" (Sen merhametlilerin en hayırlısısın) ifadesi, Allah'ın rahmetinin tüm merhametlerden üstün olduğunu vurgular.
Bu dua, imanın ikrarı ve ardından gelen bağışlanma talebidir. İman etmek tek başına yeterli değildir; imanın gerektirdiği amelleri işlemek ve günahlardan korunmak gerekir. İnsan bu konuda kusur edebileceğinden, iman ettiğini söyledikten sonra hemen "bağışla bizi" demelidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) "Kim 'Rabbimiz! İman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et' derse, Allah ona cennette bir köşk verir" buyurdu. Bu hadis, bu kısa duanın faziletini en güzel şekilde ifade eder.
Rabbimiz! İman ettik, Sana ve Senin Peygamberine inandık. İmanımızı kusursuz kıl. Günahlarımızı bağışla, bize merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın. İmanımızı artır, afiyet ver, cennetine al ya Rab. Âmin.