رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-Vehhâb.
Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz Sen çok bağış yapansın.
Kaynak: Âl-i İmran 8 (Kur'an-ı Kerim ayeti).
Âl-i İmran suresinin 8. ayetidir. İlimde derinleşmiş olanların (râsihûn fi'l-ilm) duasıdır.
Bu dua, Âl-i İmran suresinde "İlimde derinleşmiş olanlar" (Râsihûn fi'l-ilm) vasfıyla anılan âlimlerin ve sâlih müminlerin duasıdır. Onlar, "Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma" diye dua ederler.
Bu dua, hidayet üzere olmanın bir garanti olmadığını, kalplerin her an dönebileceğini ve bunun için sürekli dua etmek gerektiğini gösterir. Peygamberimiz (s.a.v.) en çok okuduğu dualardan biri olarak "Yâ Mukallibe'l-kulûb, sebbit kalbî alâ dînik" (Ey kalpleri evirip çeviren! Kalbimi dinin üzere sabit kıl) buyurdu (Tirmizî, Deavât 89).
Hz. Âişe (r.anha) validemiz, "Yâ Resûlallah, en çok okuduğunuz dua nedir?" diye sorduğunda Peygamberimiz bu duayı zikretti. Çünkü kalpler Allah'ın iki parmağı arasındadır, dilediği gibi çevirir (Müslim, Kader 17). Hidayette kalmak, Allah'ın bir lütfudur ve bu lütuf için sürekli dua etmek gerekir.
"El-Vehhâb" (çok bağış yapan) ismiyle bitirmesi, Allah'ın rahmetinin sınırsız olduğunu ve karşılıksız bağışladığını vurgular.
Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Bizi doğru yoldan ayırma. Katından bize özel bir rahmet bağışla. Kalbimizi iman üzere sabit kıl. Sen Vehhâb'sın, karşılıksız bağışlayansın ya Rab. Âmin.