اَللّٰهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Allâhümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîren ve lâ yağfiru'z-zunûbe illâ ent. Fağfir lî mağfiraten min ındike verhamnî inneke ente'l-Ğafûru'r-Rahîm.
Allah'ım! Nefsime çok zulmettim. Günahları Senden başka bağışlayan yoktur. Beni katından bir mağfiretle bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Sen Ğafûr'sun (çok bağışlayansın), Rahîm'sin (çok merhamet edensin).
Kaynak: Buhari 834, 6369 (sahih hadis).
Hz. Şeddad İbn Evs (r.a.) rivayet etti. Peygamberimiz (s.a.v.) bu duayı namazda okurdu. (Buhârî, Ezân 149/834, Deavât 3/6369; Müslim, Zikir 48/2704)
Peygamberimiz (s.a.v.) namazda rükû ve secde arasında bu duayı okurdu: "Allah'ım! Nefsime çok zulmettim. Günahları Senden başka bağışlayan yoktur. Katından bir mağfiretle bağışla ve merhamet et" (Buhârî, Ezân 149/834; Müslim, Zikir 48/2704).
Bu dua, Hz. Musa'nın (a.s.) tövbe duasına benzer: "Rabbi innî zalemtü nefsî fağfir lî" (Kasas 16). Ancak Peygamberimizin duasında "zulmen kesîren" (çok zulmettim) ilavesi vardır. Bu, kulluk şuuru ve günah itirafının en güzel ifadesidir.
"Ve lâ yağfiru'z-zunûbe illâ ent" (Günahları Senden başka bağışlayan yoktur) tevhid ifadesidir. Bağışlayan yalnız Allah'tır. Ne peygamberler, ne melekler, ne evliyalar günah bağışlayamaz. Bu gerçeği ikrar ederek doğrudan Allah'a yönelmek gerekir.
"Mağfiraten min ındike" (Katından bir mağfiretle) ifadesi, Allah'ın katındaki özel mağfireti talep etmektir. İnsan amelleriyle mağfireti hak edemez, ancak Allah'ın fazlı ve keremiyle bağışlanır.
Bu duayı rükûda, secdede, namazların sonunda ve her istiğfar anında okumak çok faziletli bir ibadettir.
Allah'ım! Nefsime çok zulmettim, günahlarımla kendime çok kötülük ettim. Beni bağışlayacak Senden başkası yok. Katından özel bir mağfiretle bağışla beni. Rahmetinle muamele et. Sen Ğafûr'sın, Rahîm'sin ya Rab. Âmin.