اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي كَسَانِي مَا أُوَارِي بِهِ عَوْرَتِي وَأَتَجَمَّلُ بِهِ فِي حَيَاتِي
Elhamdü lillâhillezî kesânî mâ üvârî bihi avretî ve etecemmelü bihî fî hayâtî.
Avret yerimi örttüğüm ve hayatımda kendisiyle güzel göründüğüm bu elbiseyi bana giydiren Allah'a hamd olsun.
Kaynak: Tirmizi, Deavat 107 (sahih hadis).
Hz. Muaz İbn Enes (r.a.) rivayet etti. Peygamberimiz (s.a.v.) yeni bir elbise giydiğinde bu duayı okur ve eski elbisesini sadaka olarak verirdi. (Tirmizi, Deavât 107)
Resûlullah (s.a.v.) yeni bir elbise giydiğinde bu şekilde hamd eder, sonra da şöyle buyururdu: "Yeni bir elbise giyince bu şekilde hamdeden ve eski elbisesini de sadaka olarak veren kimse, hayatında ve ölümünde Allah'ın hıfz u emânında (koruması altında) olur" (Tirmizi, Deavât 107). Bu hadis, şükrün yalnızca sözle değil, fiille de yapılması gerektiğini gösterir: hamdetmek ve eski elbiseyi ihtiyaç sahiplerine vermek.
Elbise giymenin asıl gayesi, vücudun uygun bir şekilde örtülmesi ve nezih bir görünüm kazanmasıdır. Kur'an-ı Kerim'de "Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi ise daha hayırlıdır" (A'raf 26) buyrulmuştur. Bu ayet, giyinmenin hem maddi hem manevi boyutunu vurgular.
Üzerimize giydiğimiz elbise, gömlek, hırka, başımıza örttüğümüz sarık, ayağımıza giydiğimiz çorap ve ayakkabı, insanoğluna verilen nimetlerin en önemlilerindendir. Çünkü onlar olmadan tesettürümüzü sağlayamayız, soğuktan ve sıcaktan korunamayız. İşte her nimete olduğu gibi böyle bir nimeti lutfeden Rabbimize karşı hamd ve şükür vazifemizi yerine getirmemiz üzerimize bir vecîbedir.
Allah'ım, bana bu elbiseyi giydiren Sensin. Avret yerlerimi örttüğüm, dünya hayatında kendimle güzel göründüğüm bu nimete şükrediyorum. Kıyamet gününde takvâ elbisesiyle süsle. Eski elbiselerimi sadaka olarak vermeyi de nasip et ki hayatımda ve ölümümde Senin korumanın altında olayım ya Rab. Âmin.