اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
يَرْحَمُكَ اللّٰهُ
يَهْدِيكُمُ اللّٰهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ
Hapşıran: Elhamdülillâh.
Duyan: Yerhamükellâh.
Hapşıran cevaben: Yehdîkümullâhu ve yuslihu bâlekum.
Hapşıran: Allah'a hamd olsun.
Duyan: Allah sana rahmet etsin.
Hapşıran cevaben: Allah sizi de hidayete erdirsin ve halinizi ıslah etsin.
Kaynak: Buhari 6224 (sahih hadis).
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etti. Peygamberimiz (s.a.v.): "Sizden biriniz hapşırdığı zaman 'Elhamdülillâh' desin. Kardeşi veya arkadaşı da 'Yerhamükellâh' desin. Kardeşi 'Yerhamükellâh' deyince de 'Yehdîkümullâhu ve yuslihu bâlekum' desin" buyurdu. (Buhârî, Edeb 126-128)
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Peygamberimizin (s.a.v.) yanında iki kişi hapşırmıştı. Efendimiz onlardan birine "Yerhamükellâh" dedi, diğerine ise söylemedi. "Yerhamükellâh" demediği kişi: "Filân kişi hapşırdı, ona yerhamükellâh dediniz; ben hapşırdım, bana niye demediniz?" diye sorunca Peygamberimiz: "O kişi Elhamdülillâh dedi, sen ise demedin" buyurdu (Buhârî, Edeb 127; Müslim, Zühd 53).
Bu hadis, hapşırdıktan sonra Elhamdülillâh demenin önemini gösterir. Elhamdülillâh demeyen kişiye "Yerhamükellâh" denmez. Hapşırmak Allah'ın bir nimetidir; çünkü bedenin zararlı maddelerden temizlenmesini sağlar. Bu nimete karşı hamd etmek ve karşılıklı dua alışverişi yapmak İslam kardeşliğinin güzel bir tezahürüdür.
Peygamberimiz (s.a.v.) "Allah hapşırmayı sever, esneyi sevmez" buyurdu (Buhârî, Edeb 128). Hapşırma bir nimet olduğu için hamde, esneme ise tenbellikten kaynaklandığı için istiâzeye vesiledir.
Allah'ım, hapşırdığımda Sana hamd ediyorum. Bu nimeti bana veren Sensin. Bedenimi zararlı şeylerden temizliyorsun. Sana hamd etmeyi hiçbir zaman unutmamayı nasip eyle. Kardeşlerimle dua alışverişinde bulunmayı, birbirimize hayır dilemeyı bize kolaylaştır ya Rab. Âmin.